Vızıldayan şehir

Yaz geldi, büyükşehirlerde yaşayanların sivrisinek sorunu başladı.

Ankara'nın yaz sıcaklarında balkon sefası yapmak, "püfür püfür essin" diyerek cam açmak, "azıcık kafa dinleyelim" diyerek yeşil alanlara veya parklara koşmak, açık havada vakit geçirmek, sinekler yüzünden çileye dönüyor.

*

Belediyeler, "ilaçlama yapıyoruz" açıklamasıyla, kamyonetlerin, ekiplerin mesaisini paylaşıp duruyor.

*


Sivrisinek mücadelesinin, haziranda havada uçuşan sineklerin peşinden ilaçlama araçları göndererek, ellerde ilaçlama pompalarıyla yeşil alanlara dalarak kazanılamayacağı kesin.

*

Asıl mücadele, kış ve bahar aylarında, henüz larva aşamasındayken yapılmalıydı. Belediye ekipleri, "göz boyayan" yaz ilaçlamasından ziyade, bilimsel ve zamanında koruyucu önlem almalıydı.

*

Haberin Devamı


Erken müdahale edilen noktalar şanslı... Geç kalınan ve yazın ilaçlanan bölgelerin sorunla baş başa kalma ihtimali yüksek.

*

Ankara'da denizimiz yok ama sivrisinek üreme alanları konusunda zenginiz.

*

Mogan ile Eymir gölleri çevresi, Dikmen Vadisi, Göksu, Mavigöl gibi yeşil alanlardaki yapay ve doğal göletlerin yanı sıra Ankara Çayı, Hatip Çayı gibi akarsular, açık su birikintileri... Belediyelerin bu noktaları düzenli olarak denetlemesi ve ilaçlaması, gerekirse kurutması, hayati öneme sahip.

*

Sokaklarda anonslar yapan, yanar söner ışıklarla gezen ilaçlama araçları, "belediye çalışıyor" algısı oluştursa da havaya sıkılan bu ilaçlar sonuçta rüzgârla uçup gidiyor, belki de sadece o an havada denk gelen sivrisineği öldürüyor. Hatta çevreye ve arı gibi kuş gibi diğer canlılara zarar verebildiği belirtiliyor.

*

İşte bu yüzden belediyelerin "popülist" ilaç püskürtme yönteminden, biyolojik ve hedef odaklı larva mücadelesine geçmesi gerekiyor.

*

Peki vatandaşa hiç görev düşmüyor mu Elbette düşüyor...

*

Bahçelerde veya balkonlarda bırakılan su dolu kovalar ile saksı altlıkları, sivrisinekler için adeta birer "doğumhane" gibi. Çöp toplama saatlerine uyulmadan, erkenden cadde ve sokaklara atılan sulu çöpler de ayrı bir sorun kaynağı.

*

Haberin Devamı

Vatandaşlar da konunun ciddiyetinin farkında olmalı.

*

İki sene önce temmuz ayında, "Ankara'da tüm belediyelerin bir araya gelerek bu konuda bir koordinasyon kurulu kurarak mücadele etmesi, bilim insanlarına kulak vermesi" yönünde çağrı yapmıştım.

*

Çağrım havada kaldı, sinekler de öyle...

*

Sivrisineğin Ankara'da ilçe sınırı yok, bir belediyenin yaptığı diğer belediyenin yapmadığı ya da yapamadığı mücadele tüm şehri etkiler. Bu nedenle Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) ve ilçe belediyeleri arasında tam bir koordinasyon şart.

HER YER YEŞİL AMA NEFES ALAMIYORUZ


YAZ aylarının bir diğer büyük kâbusu da polen meselesi. Üstelik sivrisinek gibi ilaçlayarak ya da larva kurutarak çözülebilecek bir şey de değil.

*

Haberin Devamı

Doğrudan şehrin genetiğiyle, yeşil dokusuyla ilgili köklü bir konu.

*

Polen çilesini çekenlerden birisi de benim. Bu aralar açık havada maske ile dolaşıyor, yeşil alanlardan olabildiğince kaçmaya çalışıyorum.

*

İlaç, sprey filan çözüm olmuyor.

*

Eskiden sanki polen mevsimi mayısta başlar, haziran başlangıcı gibi biterdi. İklim krizinden midir bilmiyorum önceden birkaç hafta süren o hapşırık, göz yaşarması ve nefes darlığı nöbetleri artık neredeyse tüm yaza yayılan bir çileye dönüştü.

*


Kavaklar, çimenler, otlar... Suçlu kim kestiremiyorum ancak belediyeler yeşil alan oluştururken sadece görselliğe ve hızlı büyümeye değil, "alerji" haritalarına da dikkat etse kötü olmaz gibi.

*

Haberin Devamı

Belki de estetik olsun diye dikilen bir çalı grubu, binlerce Ankaralıyı eve hapsedebiliyor.

*

Yeşil alanların tadını doyasıya çıkaranlara iyi eğlenceler temennisinde bulunurken, yeşil alanlarda nefes alamayıp evlere çekilenlere de iyi istirahatler diliyorum.

KLASİK DEĞİLDİNAMİK VALİ