Yeni Parti "İyi"leşecek mi

Siyasi partilerin ana gündem konularından birini hala Yeni Parti ile CHP arasındaki yıkıcı mücadele teşkil ediyor...Yeni Parti ve Özgür Özel ayrıldıkları CHP'nin Kemal Kılıçdaroğlu'nun etrafındaki küçük bir grubun elinde yüzde 1 oy dahi alamayacak bir çöküş yaşayacağını düşünmüşlerdi, ancak CHP, Özel'in iddia ettiği gibi yok hükmünde bir parti olmadı. Kamuoyu anketlerinde eski CHP'nin oylarının kabaca 2/3'ünü Yeni Parti alabilirken Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinin 1/3'ünü muhafaza ettiği görülüyor. Bu Yeni Parti açısından beklentilerin karşılanmaması anlamına geliyor.

Yeni Parti'nin tek problemi CHP'nin tahminlerin üzerinde oy alması ve silinmemesi de değil; Yeni Parti, kuruluş ve kurumsal kimlik problemleri de yaşıyor. Yeni Parti, kuruluş sürecinde stratejik bir hata yapılarak sadece CHP milletvekilleri ve kadroları üzerinden bir parti kuruldu. Böylece belki CHP'den ayrılanlara yer bulmak ve muhtemel ideolojik kimlik tartışmalarından kaçınmak mümkün oldu. Fakat bu yüzden, partinin gerçekten yeni olmasının da önüne geçilmiş oldu. Bu şekilde Yeni Parti'nin; yeni ve farklı kadro ve siyasi söylemlerle merkeze açılması da sınırlanmış oldu. Başlangıçta yanlış iliklenen düğmeler, Yeni Partinin iki yakasını bir araya getirmekte zorlanmasına sebebiyet verecek gibi görünüyor...

Yeni Parti'nin bir başka stratejik hatası da CHP'den ayrılmalarına rağmen akıllarının ve bazı kadrolarının CHP'de kalmaya devam etmeleri oldu. Yeni Parti'nin CHP'den kopamayışı ve CHP ile polemiklerin hala ana gündem olması kurumsal kimlik ve kapasite üretmesine de engel oldu. Bir partiden ayrılarak yeni bir parti kurmanın liderlik mücadelesi, parti yönetiminin aldığı kararlarla uyum sağlayamayacak farklılıkları veya ideoloji ve strateji tercihlerindeki farklılaşmalar rol oynayabilir. Yeni Parti'nin CHP'den ayrılması, başlangıçta liderlik mücadelesiyle başladı. Zaman içerisinde dış politika başta olmak üzere ideoloji ve stratejide de farklılıkların tebarüz etmeye başladığını görüyoruz. Kılıçdaroğlu CHP'si, Yeni Partiye nispetle Batıyı iyi ve kötü şeklinde tasnif ederek, Batının emperyal gücüne mesafeli bir yerde durmaya başladı.

Hazal Duran tarafından 2017'de yayınlanan "Meral Akşenerin Siyasi Anlamı ve İyi Parti" başlıklı SETA raporunda bölünerek kurulan partilerin en büyük handikaplarından birinin, kimlik ve ideolojik mesele olduğunu vurgular:

"Bölünerek kurulan partilerin önündeki en büyük handikaplardan bir diğeri ekseriyetle kendilerine yeni bir kimlik oluşturmada başarısız olmalarıdır. Ana parti seçmeninden oy almak için aynı söylemi devam ettirmek ile yeni bir ideolojik çizgi edinme kaygısı arasındaki dengenin ne şekilde gözetileceği bu noktada önemlidir."

Duran'ın İyi Parti için vurguladığı bu handikabın Yeni Parti için de geçerli olduğu görülüyor. İyi Parti'nin kimlik, ideolojik çizgi ve kurumsal kapasite üretmekte zorlandığı görülüyor. 19 Mart 2024'teki Ekrem İmamoğlu soruşturmasından bu yana mitingler, polemikler ve nihayet iç çatışmaya yönelmiş olan Özgür Özel ve ekibi protesto havasından çıkarak yeni bir parti kurmanın icap ettirdiği siyasi durum muhakemesi ve stratejik planlama noktasına gelemiyorlar. Bu eksiklikleri 19 Mart sonrası mitingler, Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesi ve sert siyasi söylemlerle aşma düşüncesine benzer şekilde Yeni Parti kurulduktan sonra da yurt gezileri, üyelik kampanyaları ve hızlı kurultay süreciyle telafi edebileceklerini düşünüyorlar... Ancak Yeni Parti'nin programı ve siyasi söylemindeki zayıflık ve gerçekten yeni bir şey ortaya koyamama hali, Özgür Özel'in partisinin üyelik kampanyasında üç defa üst üste Yeni Partiye İyi Parti demesi örneğinde görüldüğü gibi sürçülisanı aşan bir siyasi kimlik ve kurumsal kapasite eksikliği dikkat çekiyor.