Bir ülkede ekonomi ile en önemli sorunlardan biri verilere güvenebilmektir. Bu aya kadar ülkemizde enflasyonu ölçen üç kurum arasında o kadar ciddi fark vardı ki bir çok insan hangisine inanacağını şaşırıyordu. Bu ay öyle olmadı TÜİK, ENAG ve İTO birbirine çok yakın veriler açıkladı.
Açıkça söylemek gerekirse ortaya çıkan bu durum son zamanlarda ekonomimiz ile ilgili en önemli olumlu gelişmedir.
Neden böyle düşünüyorum müsaadenizle onu da izah edeyim böyle düşünüyorum çünkü bir ekonominin en önemli verisi olan enflasyon verisinde şüphe ortaya çıktığı anda tüm ekonomik kararlar büyük bir belirsizlik ile karşı karşıya kalır. İnsanlar hangi verinin doğru olduğunu bilip, gelişmeleri öngöremezse kimse yatırım yapmaz hatta bırak yatırımı o ülkede alım satım, ticaret bile yapmaktan bile kaçınır.
Tamam, hâlâ ülkemizdeki enflasyon dünya geneline göre çok ama çok yüksek hatta savaştaki ülkelerden bile daha yüksek amma ve lakin ekonomi yönetimi hâlâ enflasyonu düşürdük çok başarılıyız diye propaganda yapıyor...
Neyse bu ay açıklanan veriler kısaca şöyle:
Türkiye İstatistik Kurumunun hesaplamalarına (TÜİK) göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 2,58 oranında artış gösterirken, yıllık enflasyon yüzde 29,77 oldu.
Ekonomistlerin beklentisi ekim ayında TÜFE'nin yüzde 2,20 oranında artması, yıllık bazda ise yüzde 29,28'e gerilemesi yönündeydi ama bunun epeyce üzerinde bir artış gerçekleşti.
Bu artışı şöyle karşılaştırmak gerek; iyi yönetilen birçok ülkede enflasyonun yıllık seviyesi bu seviyelerde oluyor.
Bağımsız araştırmacıların kurduğu ENAG da Ekim ayı enflasyon verilerini açıkladı. ENAG, Ekim ayında aylık bazda yüzde 2,68 oranında enflasyonu açıklarken, yıllık enflasyonu ise yüzde 45,12 şeklinde açıkladı.İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi ise ekimde aylık yüzde 2,47 artarken yıllık yüzde 32,47 olarak gerçekleşti.
Sonuçta TÜİK ekim ayı enflasyon verisi ENAG ile İTO arasında yer aldı uzun zamandır ilk defa ENAG ve TÜİK verileri böyle yakınsadı.
Elbette hâlâ TÜİK verisi yıllık bazda diğerlerine göre epeyce düşük ama aylık bazdaki bu örtüşme birçok kişinin iddia ettiği gibi TÜİK'in enflasyonu düşük gösterme stratejisine son verdiğini düşündürüyor. Bundan sonraki iki ayda ne olacağını ise izleyip göreceğiz.
Gelelim son yaşanan gelişmelerin enflasyon seviyesini nasıl etkileyebileceğine:
Bence bu sorunu çözebilmek piyasadaki likidite krizini önleyebilmek için iktidar para ve kredi musluklarını açacak.
Zaten seçimlere de şunun şurasında az bir zaman kaldı. Mehmet Şimşek'in halkı gelirsiz bırakıp talebi düşürme ve bu sayede enflasyonu dizginleme stratejisinin de tutmadığı görülüyor bu yüzden artık devam ettirmeye, halka daha fazla eziyet çektirmeye gerek yok bu yüzden kesenin ağzı açılacaktır.
Bunun da enflasyonu yükselteceği kesindir.
Aslında iktidarın da yapabileceği pek fazla bir şey yoktur tüm politikacılar için yüksek enflasyon ile seçime gitmek yüksek işsizlik ve zincirleme iflaslar ile seçime gitmekten daha tercihe şayan bir durumdur.
Bu durumda 2027 yılı için enflasyonun daha yüksek bir seviyeye çıkacağını söylememizin önünde bir engel bulunmamaktadır.
Bence herkes hesabını kitabını yapışkan yüksek enflasyon öngörüsü üzerine yapsın yoksa çok zarar yazılabilir.

10