2023 seçimlerinin ardından ekonomi yönetiminin başına yeniden getirilen Mehmet Şimşek, göreve başladığında kamuoyuna verilen temel mesaj son derecede net ve iddialıydı: Türkiye "rasyonel ekonomi politikalarına" dönecek, enflasyon kontrol altına alınacak ve birkaç yıl içinde yeniden tek haneli seviyeler hedeflenecekti.
Bu söylemlere rağmen aradan geçen yaklaşık üç yılda ise ekonomi yönetiminin en çok tartışılan başlığı, açıklanan enflasyon hedeflerinin peş peşe revize edilmesi oldu.
Önce "geçici" denilen fiyat artışları kalıcı hale geldi. Ardından hedefler birer birer yukarı çekildi. Merkez Bankası'nın hemen her Enflasyon Raporu toplantısı, yeni bir revizyon haberiyle gündeme geldi.
Son olarak Fatih Karahan tarafından yapılan güncelleme, ekonomi yönetiminin dezenflasyon programının işe yarayıp yaramadığına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
2023 Haziran ayında Mehmet Şimşek göreve gelirken, ekonomi yönetimi uzun süre düşük faiz politikasıyla biriken dengesizlikleri düzeltme vaadiyle hareket etti.
Bu dönemde:
Politika faizleri sert biçimde artırıldı, Kur korumalı mevduattan çıkış hedeflendi, Kredi büyümesine sınırlamalar getirildi, İç talep yavaşlatılmaya çalışıldı, Yabancı yatırımcıya "ortodoks politika" mesajı verildi.Ekonomi yönetimi başlangıçta yüksek enflasyonun kısa sürede kontrol altına alınabileceği izlenimi verdi.
Ancak uygulanan sıkı para politikasına rağmen özellikle hizmet sektöründeki fiyat artışları, kira krizi, ücret güncellemeleri ve kur geçişkenliği nedeniyle enflasyon beklenenden daha dirençli çıktı.
Ekonomi yönetimi tarafından 2023 sonu ve 2024 başındaki resmi projeksiyonlarda, 2024 yıl sonu enflasyonu için yaklaşık yüzde 33 seviyesinde hedef ortaya konuldu.
O dönemde ekonomi yönetimi; "2024 ikinci yarısından itibaren dezenflasyon başlayacak"
mesajı veriyordu. Fakat yılın ilk aylarında aylık enflasyon verileri hedef patikasının üzerinde gerçekleşmeye başladı.
Özellikle: Gıda, Konut, Eğitim, Lokanta, Ulaştırma, Sağlık kalemlerindeki fiyat artışları hız kesmedi ve bunun üzerine ilk revizyon geldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2024 yılı içinde yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 33'ten yüzde 36'ya yükseltti.
Bu revizyonun gerekçesi olarak da Hizmet enflasyonundaki katılık, asgari ücret ve maaş artışları, kur etkisi, yönetilen fiyat ayarlamaları gösterildi.
Ancak piyasa açısından dikkat çekici olan nokta, ekonomi yönetiminin henüz birkaç ay önce açıkladığı hedeflerin hızla geçerliliğini yitirmesiydi.
Enflasyon verileri yüksek gelmeye devam edince hedefler yeniden güncellendi. 2024 ortalarında yıl sonu tahmini bu kez yüzde 38 seviyesine çıkarıldı. Bu süreçte politika faizi yüzde 50'ye kadar yükseltildi. Buna rağmen enflasyondaki ivme istenilen hızda kırılmadı.
Özellikle kira piyasası ve hizmet enflasyonu, Merkez Bankası'nın öngördüğünden daha dirençli kaldı. Ekonomi yönetimi ise sık sık şu ifadeyi kullanıyordu: "Geçiş dönemi sancılı olacak."
2024 ilk yarısında yıllık TÜFE yüzde 75 seviyelerine yaklaşarak son yılların zirvelerinden birini gördü. Bu gelişme, kamuoyunda şu soruyu gündeme taşıdı: "Faizler bu kadar yükseldiği halde neden enflasyon düşmüyor"
Ekonomistler bu dönemde Türk lirasındaki kronik değer kaybı, bozulan fiyatlama davranışları, şirketlerin gelecekteki maliyet artışlarını peşin fiyatlaması, yüksek enflasyon beklentilerinin kalıcı hale gelmesi, kamu harcamalarının güçlü seyri, vergi ve enerji zamları gibi temel yapısal probleme dikkat çekti.
Başlangıçta 2025 yılı için yaklaşık yüzde 15-20 bandında öngörülen enflasyon beklentileri de zaman içinde yukarı yönlü revize edildi. Fatih Karahan yönetimindeki Merkez Bankası, 2025 tahminlerini birkaç kez güncelledi. 2025 yılı boyunca açıklanan raporlarda; önce yüzde 21, sonra yüzde 24, daha sonra yüzde 25-29 ve ardından da yüzde 31-33 bandı gündeme geldi.

5