Yolumuzdaki çakıl taşları

Ülkemizin en kadim sorunlarından birisinin çözümüne hiç bu kadar yaklaşmamıştık. Elbette sorunun hiçbir tökezleme girişimiyle karşılaşmadan kısa süre içinde bütünüyle çözüleceğini kimse iddia edemez.

Bir yanda yarım asırdır sadece kanla beslenen ve bu defter kapandığında ortada kalacak olan yapılar, diğer yanda varlığını teröre borçlu muhterisler var. Birbirlerine karşıt gibi görünen ve kirli emellerini "ideolojik kılıfla örten" bu iki tarafın hiç istemediği şey barış.

Uyuşturucu ticaretinden kara para aklamaya kadar her türlü necasetin içinde boğulanların, terör sayesinde elde ettiği bu imkanı yitirecek olmaları onları kara kara düşündürüyor. Lakin onlar için yolun sonu göründü. Barışı engellemeleri artık o kadar kolay değil.

Herhangi bir siyaset üretemedikleri için tüm varlığını ayrımcılığa, ırkçılığa, yabancı düşmanlığına hasreden yapılar da barışın tesis edilmesiyle büyük bir boşluğa düşecekler. Aylardır "süreci durduracağız" diyerek yaptıkları provokasyonların sebebi bu.

Ancak onların da nefesi tükenmiş durumda. Güç buldukları tek yer "kontrolsüz" sosyal medya. Kontrgerillanın, darbe hayali gören vesayet odaklarının ve en önemlisi yabancı istihbarat örgütlerinin maşalarının hallaç pamuğu gibi savrulduğu bir ülkede artık yapabilecekleri oldukça sınırlı. Bunlara çakıl taşı demek bile önem atfetmek olur.

Fakat siyaset kurumu başka. Türkiye'de Kürt sorununu kendi iktidarları döneminde uyguladığı yanlış politikalarla içinden çıkılmaz bir hale getiren CHP barışın neresinde duracak İlkel kodlarına rücu ederek inkarcı siyasetini mi sürdürecek

Yoksa 12 Eylül'den sonra takındığı "sorunu daha fazla politize ederek oy hesabına tahvil ettiği"