Ya bu lağım patlamasaydı

Birini bin ettikleri servetlerini gönül rahatlığıyla harcayacak, belki de fakir fukaraya kendileri için küçük ama gösterişli ihsanda bulunup, bir de "gönül

insanı" olacaklardı.

Ellerini ceplerine biraz daha atmaya cesaret gösterenleri şirketlerinin vergilerinden düştükleri bağışlarla okul bile yaptırabilirlerdi. Sonra bol bol nasihat dinlerdik kendilerinden, helal kazancın yolları ve ahiliğin hasletleri üzerine.

Fakat olmadı. Patlayıverdi yolda nihayet, kurdukları tezgah. Dört yüz elli binin büyük kısmı soyulmuş, mağdurlarmış. Bu fahiş kazançtan ancak küçük bir kısmı istifade edebilmiş. Yani hep birlikte kazansalar sorun

olmayacak.

Mümkün mü hepsinin birlikte kazanması Birileri soyulacak ki, diğerleri soyabilsin. Birileri açgözlülük ve hırslarının esiri olacak ki, diğerleri nefsin bu doyumsuz iştahını besleyip soyulmaya hazır hale getirsin.

Haramı helali düşünmeden, repoyla, kat kat veren faizle ya da daha adını sayelerinde yeni yeni öğrendiğimiz yöntemlerle zenginleşen doyumsuzlara alışmıştık. Sırtımıza yapışan keneler

gibiydi onlar.

Lakin size alışmadık. Milletin mağduriyetlerini kendine yükselme vesilesi kılıp, semirdikçe semiren, küçücük fıkhî detayları saatlerce konuşup haramın içinde yüzen haramzadelere nasıl alışalım

Biliyorum, umurlarında değil ama neyi kaybettirdiklerinin farkındalar mı

Soygun bataklığının içinde yüzenler, yüzsüzlüklerine aldırış etmeden dillerini uzatıyorlar şimdi.

"Ya bu işi temizle ya da gözümüze görünme" diyerek parmak sallıyor pusuda bekleyen diğerleri.

Görünmeseydi gözümüze nice olurdu halimiz

Pavyon kapılarında bahşiş bekleyen ehliyet sahibi kadrolarla, sevgililerini belediyede maaşa bağlayan peştemallı başkanlarla belki daha iyi yönetilirdi ülke değil mi

Necasete mazeret ürettiğimi iddia etmesinler sakın. Alınlarını karışlarım.