6 Şubat günü gerçekleşen büyük depremin yıldönümünde bölgedeydik. Büyük zorluklarla geçen iki yılın ardından harap olmuş şehirlerin yeniden ayağa kalkmaya başladığını görmek mutluluk verici. Depremin hemen sonrasında gittiğim Adıyaman'da navigasyon dahi çalışmıyordu. Çünkü haritadaki sokak ve caddeler artık yoktu. Yol olarak görünen yerlerde enkaz dağları yükseliyor, binaların olması gereken yerlerde ise un ufak olmuş tuğla ve kiremit yığınları arasında binlerce insan bir yaşam belirtisi arıyordu.
Bugün bu harabelerin olduğu yerlerde iki yüz bine yakın insan gece gündüz çalışarak tam 201 bin aileye sıcak yuvalarını teslim etti. Bu yılın sonunda teslim edilecek ev ve işyeri sayısı 450 bine ulaşacak. Türkiye'nin 11 şehri dünyanın en büyük şantiyesi durumunda. Hiçbir şey o acı günde kaybettiğimiz 50 bin insanımızı geri getiremez. Hiçbir teselli yitirdiğimiz sevdiklerimizin, anılarımızın yerini dolduramaz elbette. Fakat gerçek şu ki, birilerinin enkazın altında kalmasını umut ettiği devletimizin sapasağlam ayakta ve milletinin yanında olduğunu görmek en büyük bahtiyarlık.
Deprem bu coğrafyanın gerçeği. Bu felaket başımızdan hiç eksik olmadı. En dayanıklı binalar da yapsanız büyük bir afetin önüne geçemeyebilirsiniz. Sinan'ın payanda duvarları olmasaydı dünya mimarlık tarihinin başyapıtlarından birisi olan Ayasofya bugün yoktu. Fatih'in İstanbul'a hediyesi olan Fatih Camii 1766 depreminde yerle bir olmuştu. III. Mustafa binlerce insanın gayretiyle yeniden inşa etmeseydi bugün Fatih'in minarelerinde ezan sesi duyamazdık.
Anadolu'nun ilk camisi Habib-i Neccar'ın hikayesine bakmak bile yeterli. 7. yüzyılda inşa edildi ilk defa. Sonra Memluk devrinde bir kez daha. Sonra Osmanlı devrinde yeniden. 1864'te bir kez daha. Peşinden defalarca restore edildi. O da bu depremde yıkıldı. Şimdi yeniden ayağa kaldırdık. Gerçi Cumhuriyet sonrası inşa ettiğimiz gecekondudan bozma şehirlerimizi bu abide eserlerle kıyaslamak bile doğru değil. Lakin afet bu. Modern akıllı binalar yerle bir olurken Maraş'ta, dağın yamacındaki derme çatma binaların sapasağlam kaldığına da şahit olduk.
Yani bazen her şeyin önüne geçemeyebilirsiniz. Savaşları durduramayabilirsiniz mesela. Gazze'nin, Suriye'nin yok olmasını kim engelleyebildi Sele sebep olacak şiddetli yağmuru kim durdurabilir Tedbirleriniz de bir yere kadardır.

95