Ucuz fırsatçılık değil, kalıcı barış

Türkiye'nin ABD ve İsrail'in İran'la savaşındaki tutumu tam olarak böyle: Bölge ateş altındayken ucuz fırsatçılığa prim vermeden adil bir barışı sağlamak.

11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin hedefine Irak ve Afganistan başta olmak üzere Sünni dünyayı koymasıyla 25 yıldır coğrafyamızda kan ve gözyaşı hiç dinmedi. Irak'la 8 yıl savaşan İran ABD işgalini bir fırsat olarak görerek Devrim Muhafızları tarafından İran'da kurdurulan Iraklı örgütleri iktidara taşımıştı.

Benzer şekilde Lübnan İç Savaşı sonrası tüm Filistinli örgütler ve Murabitun gibi Sünni yapılar silah bırakırken, Hizbullah'a ülkenin güneyini İsrail saldırılarına karşı koruyucu olacağı düşüncesiyle dokunulmamıştı. Fakat ülkede oluşan boşluğu İran, Lübnan siyasetini dizayn etmek için bir araç olarak kullandı. Böylece ülkede ne İsrail saldırganlığına dur diyebilecek bir milli ordu var olabildi ne de Lübnan'ın tüm renklerini temsil edebilecek güçlü bir hükümet.

Aradan geçen çeyrek asır sonra, geride ne Lübnan diye bir devlet kaldı ne de Irak'ta tüm mezhepleri bünyesinde barındıran merkezi bir yönetim. Her ikisi de artık küçük bir kıvılcımla alev alıyor. İşte İsrail'i asıl güçlü kılan şey de bu parçalanmışlığımız.

ABD tüm coğrafyamızı İsrail'in varlığı için böyle güçsüz kıldıktan sonra hedefine İran'ı yerleştirmiş durumda. Artık kendi eliyle büyütüp desteklediği Haşdi Şabi gibi terör unsurlarını yok etmeye karar vermiş görünüyor.

Peki bölgemizde Sünniler lehine oluşacak bu boşluğu fırsat olarak mı görmeliyiz İran'ın milyonlarca insanın kanı pahasına düştüğü bu hatayı tekrar mı etmeliyiz

Türkiye tam olarak bu fırsatçılığa karşı duruyor. Bölgemizde İran'ın uzantıları ABD-İsrail eliyle yok edilirken, yerlerine Sünni yapıların ABD gölgesinde zemin kazanacak olmasını bir kazanım değil, ümmet için bir kayıp olarak görüyor.

Bu yüzden İran'a uzun süredir yaptığı çağrı bölgede "istikrarlaştırıcı bir güç" olmasını tavsiye etmek: Suriye'nin güçlenmesine katkı sunmaya, etnik ve mezhep temelinde bölünen Irak'ın yeniden birleşmesine, Lübnan'da Şii ve Sünni Müslümanların Hıristiyanlarla Lübnanlı kimliğinde buluşması için gayret etmeye çağırıyor.