Kanlı Esat rejiminin devrilmesinin Suriye kadar Türkiye'yi de derinden etkileyeceği görülüyor. Çünkü Türkiye'de 1960'lardan bu yana Sovyetler'in desteğiyle güç bulan sol terör örgütleri, SSCB'nin yıkılmasıyla birlikte bu köhne rejimin Ortadoğu'daki kalıntısı olan "sözde devletler" eliyle varlığını devam ettirdi. Bunların başında ise 54 yıl boyunca Suriye'ye hakim olan Esat rejimi bulunuyordu.
Esat'ın Moskova'ya kaçmasıyla bu karanlık yapı çöktü. Ancak 40 yıldan fazla bir süredir topraklarında besleyip Türkiye'ye karşı terör saldırıları yaptırdığı örgütler Suriye'de hala varlığı sürdürüyorlar.
Reyhanlı katliamını yapan THKP-C Acilciler Örgütü ve elebaşı Mihraç Ural, Hatay'ın güney komşusu Lazkiye'den başlayarak Tartus'a uzanan hatta faaliyetlerini sürdürüyor. Örgüt halk ayaklanmasının başladığı 2011 yılından sonra Esat rejiminden çok daha güçlü bir şekilde hem silah hem de militan desteği alarak terör saldırılarını artırdı. Bu terör örgütü bir yandan Suriye halkını sindirebilmek için Sünni köylere baskınlar düzenlerken, ülkemizde de kanlı saldırılar organize etti.
Benzer şekilde TİKKO ve MLKP gibi terör örgütleri de Suriye'de Esat rejiminin kendilerine tahsis ettiği kamplarda Türkiye'den getirdikleri militanlarına silahlı eğitim verdiler. Rejimle kurdukları ilişki, iç savaş sırasında artık "himaye" boyutunu aşıp, omuz omuza mücadeleye evrildi. Rejimin daha iç savaşın başında Türkiye sınırındaki şehirleri PKK'ya teslim ederek çekilmesi bu birlikteliğin en açık göstergesiydi. Bugün Suriye'de 9'dan fazla Türkiye kökenli sol terör örgütü bulunuyor. Rejimin çökmesiyle bir kısmı PKK'nın kontrol ettiği bölgelere kaçarken, diğer kısmı Humus, Lazkiye ve Tartus'taki Alevi köylerine ve Nusayriye ismiyle de bilinen Sahil Sıra Dağları'na çekildiler.
Bu dağlar 1000 yıl önce de "Haşhaşiler'in karargahı" konumundaydı. Aradan geçen yüzlerce yıla rağmen teröristlerin aynı bölgede tutunmaları bir tesadüf değil. Yıkılan rejimin halka işkence yapan unsurları da büyük çoğunlukla bu bölgenin ahalisi oldukları için devrimden sonra buraya sığındılar.
Öyle ki insanın kanını donduran Sedneya İşkencehanesi'nin müdürü Hasan Kanjo da kaçtığı Tartus'taki yakalandı. Ancak operasyon sırasında Suriye Güvenlik Güçleri'ne mensup

113