Anayasa Mahkemesi uzun bir süredir kamuoyunda çokça tartışılan "süresiz nafaka" uygulamasını "adaleti sağlamadığı gerekçesiyle" iptal etti. Böylece binlerce kişinin mağduriyetin ortadan kalkması yönündeki taleplerinin de haklılığını tasdik etti.
Şimdi TBMM üç ay içerisinde yeni bir yasa hazırlayıp sorunu kökten çözecek. Fakat neredeyse her meselede olduğu gibi bu can yakıcı konuda da muhalefetin sorunu "kadın hakları" bağlamında farklı bir zemine taşıyacağı aşikar.
Bugüne kadar hükümetin problemi çözme konusunda irade ortaya koymadığını iddia eden hatta sanki sorunu Ak Parti döneminde ortaya çıkmış gibi yansıtan "muhafazakar müzmin muhalifler"in de tartışmalar sırasında hükümetin ardında durmayacağını şimdiden söyleyebiliriz.
Gerçekte süresiz nafaka sorunu 1988 yılında Medeni Kanun'da yapılan bir değişiklikle başladı. Yani Ak Parti Hükümeti kurulmadan 15 yıl önce.
Bundan önce yürürlükte olan 1926 tarihli kanunda nafaka sadece "1 yıl süreyle" uygulanabiliyordu. O da şarta bağlanmıştı. Eğer eşin yoksulluk durumu biter ya da "haysiyetsiz bir hayat sürdüğü, evlilik olmadan birisiyle karı-koca hayatı yaşadığı tespit edilirse" nafaka mahkeme kararıyla iptal ediliyordu.
Tartışmanın temel noktası tam olarak burası.
Eski kanunun "haysiyetsizlik" olarak tanımladığı evlilik dışı ilişki, süresiz nafakanın getirdiği ağır mali yük kadar önemli. Öyle ki, pek çok kadın cinayetinin ardında yatan sebeplerden birisinin bu olduğu öne sürülüyordu.
Kadının eşinden boşandıktan sonra, nafaka kesilmesin diye "resmi evlilik" yapmadan başka birisiyle yaşamaya devam etmesi, sonu cinayete kadar giden ağır sonuçlar doğuruyordu.
Mesele bu kadar hassas olunca kamuoyunda tartışmak da oldukça zordu. Çünkü bazıları "kadın cinayetlerine" haklılık çıkartıldığı iddiasıyla mağduriyetlerin konuşulması önünde psikolojik bariyer koyuyorlardı. Buysa hiçbir şekilde iyi niyetli bir yaklaşım değildi.

9