Şu ülkenin muhalefetinin içinde bulunduğu duruma bakın. Politikacısı kabadayıya, gazetecisi tetikçiye benziyor. Kendisine gazeteci diyen şahıs insanlarla yaptığı konuşmayı gizlice kaydediyor, televizyoncu suç olduğunu bildiği halde yayınlıyor. Tehdit, hakaret, aşağılama ne ararsan var. Bunun adına da basın hürriyeti deniliyor.
Hala CHP'nin tek parti diktatörlüğünde yaşadıklarını sanıyorlar herhalde. Savcıyla, hakimin; belediye başkanıyla, valinin parti politbürosunda vazifeli olduğu dönemler geride kaldı. 28 Şubat'ın brifingli yargı düzeni de çöktü. Farkına varsalar iyi olur. Artık CHP'lilerin suç işleme imtiyazı yok.
İmamoğlu niye feryat ediyor Bu telaş niye Yolsuzluk soruşturması bilirkişiyi tehdit ederek, savcılara parmak sallanarak kapatılabiliyorsa eğer, herkes eline bir davul alıp sokağa çıksın. Kim çok bağırırsa onun suçu görmezden gelinsin o zaman.
Gezi davasının savcısı Mehmet Selim Kiraz'ı makamında alçakça şehit eden bir terör örgütünün sloganı, savcının adının verildiği adliye binası önünde yankılanıyor. İnsanda biraz utanma olur.
Bari kendilerine başka bir slogan bulsalardı: "Suçlar itinayla örtbas edilir" mesela. Ya da "bağıra çağıra yok olacağız" da uygundur.
İhaleye fesat karıştırmak için çete kurmaktan yargılanan Beşiktaş Belediye Başkanı için ne slogan bulacaklar acaba. "Ya hep beraber ya hiçbirimiz" tam da buraya yakışır. Öyle ya, bavullarla taşınan para kuleleri "beraber" tüketilmiyorsa birlikteliğin ne anlamı var
Eğer Gezi'de olduğu gibi ikinci bir kalkışmaysa hedefleri işte tam zamanı. PKK'nın tasfiye olacağı, terörist başının kendi militanlarına silah bırakma talimatı verdiği bir dönemde yaşanmıştı bu çirkin kalkışma.
CIA'in emri ve yönlendirmesiyle sokakları ateşe verenler sonunda emellerine ulaştılar.

89