Şehvet

Hepsinin derin bağlantıları ve gizli haber kaynakları var. Bir de kendilerine mahsus üstencilikleri, küstahlığa varan tükenmez özgüvenleri.

"CHP'ye kayyum atanacağını, polislerin izinlerinin kaldırılıp Ankara'ya yığınak yapıldığını" iddia ederek ülkeyi telaşa sürükleyen kişi çıkarıldığı savcılıkta "gazetecilik şehvetine" yenik düştüğünü söylemiş.

Nasıl bir şehvetse bu. Ülkeye operasyon çekerken gayet kendilerinden eminler. İfadeye çağrıldıklarında ise suçu meçhul kişilerin üzerine atmakta mahirler.

Sorun Rasim Ozan gibi bir "karakterin" ne dediğinden çok, ülke gündemini meşgul edecek kadar neden dikkate alındığı aslında. Ona ve onun gibilerine bu gücü, ardına saklandıkları "gazetecilik maskesi" değil, ne yazık ki başta siyasiler olmak üzere toplumun "derin" ve "sansasyonel" yalanlara duyduğu ilgi sağlıyor.

Bazı siyasiler hasımlarını bu gibi figürler aracılığıyla hırpalıyor, bazı hizipler ise işleri bitince kirli bir mendil gibi atacakları bu kişileri "bir süreliğine" kullanıyor. Nasılsa bunlar hiçbir şeyden utanmıyorlar.

Yaptıkları çirkinlikler hızlı değişen ülke gündeminde unutulup gidiyor. Ya arkada bıraktıkları hasar Bunun ne önemi var Nasılsa Türkiye herkesin üzerinde deney yapabileceği bir laboratuar.

Mesela Libya'da şehit düşen MİT mensuplarının bilgilerini ifşa edebilirsiniz. "Türkiye'nin istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek" suçundan ceza alabilirsiniz. Fakat tahliye olduğunuzda CHP'nin Genel Başkanı'nı da yanınıza alıp "gazetecilik cezalandırılıyor"