ABD'li komutanların talimatıyla "PKK'nın Suriye'deki varlığı perdeleyebilmek için" bulduğu çözüm olan SDG birkaç hafta içinde çöktü. Oysa örgüt 10 yılı aşkın süredir ülkenin petrol kaynaklarının tamamına sahip olduğu gibi elektrik üretimi yapan Fırat nehrinin üzerindeki barajların da kontrolünü elinde bulunduruyordu.
Sadece bu kadar değil. Suriye'nin en verimli toprakları olarak bilinen, Fırat ve Dicle arasındaki bölgeye yani tarih boyunca Mezopotamya denilen "Ada" ya da Arapça'daki ismiyle "El Cezire"ye hakimdi. Yani örgüt bir devlete dönüşebilmek için ihtiyaç duyduğu tüm maddi imkana ve ABD başta olmak üzere küresel çapta siyasi/askeri desteğe sahipti.
DEAŞ tehdidi ve ABD baskısı altında çaresiz kalan Arap aşiretlerini de içinde barındırdığı için SDG sadece Kürtlerin değil, ülkenin doğusundaki Arapların da çatı yapısı haline gelmişti. Özetle bir devlet olabilmek için her türlü imkan kendisine verilmişti. Fakat tek bir şeye sahip değildi: Halk.
***SDG, Öcalan'ın Türkiye'de DEM üzerinden propagandasını yaptığı "demokratik konfederalizm" düşüncesini ABD himayesinde Suriye'de pratiğe geçirmeye çalıştı. Suriye adeta bir laboratuvar işlevi görecekti.
"Eş başkanlık", "adem-i merkeziyetçilik" gibi DEM'in de kullandığı kavramlar SDG'nin temel vizyonunu oluşturuyordu. Başarılı olması durumunda örnek Türkiye ve Irak'a doğru genişletilecekti. Bu yüzden çöken şey sadece SDG değil, CHP'li yöneticilerin bir kısmını dahi etkilemeyi başaran DEM'in çarpık ideolojisidir. DEM'de kopan gürültünün sebebi budur.
Arap aşiretlerinin birkaç gün içerisinde Suriye Devleti'nin yanına geçtiklerini duyurmasıyla SDG tarihe karıştı. Böylece geriye sadece birkaç bin militanın olduğu Suriye PKK'sı yani YPG kaldı. Onların tarihe karışması ise an meselesi.
***Fakat SDG'yi sadece Suriye Ordusu'nun askeri başarısı bitirmedi. Bu sadece sonuç. Üzerine yıllardır yatırım yapılan projeyi bitiren şey SDG'nin bir örgüt olmaktan çıkamayıp, halka ve dini değerlere düşman, sekter ve uzlaşmasız bir terör yapılanması hüviyetini muhafaza etmesidir.
Elindeki tüm maddi kaynaklara ve yönettiği şehirlerde hiçbir saldırıya uğramamasına rağmen halka hizmet etmek yerine tüneller kazmayı tercih etti. Ne yol yaptı ne belediyecilik hizmeti verdi ne de insani durumu düzeltmeye gayret etti.

9