Savaşı İran mı kazanıyor

Türkiye'nin ekranlarına bakacak olursak, İran İsrail'i biçiyor, Trump çaresizlik içinde çıkış yolu arıyor, Arap dünyası ise topraklarını ABD üslerine açtıkları için derin bir pişmanlık yaşıyor.

Keşke İsrail gerçekten büyük bedel ödüyor, Trump ise öngörüsüz olduğu varsayılan politikalarından geri adım atıyor olsaydı.

Fakat gerçek bu değil. İsrail henüz Irak'ın 1991'de Tel Aviv'e yolladığı 42 füzenin verdiği tahribatı dahi almış değil. O tarihte İsrail'in hava sahasını koruyan Patriot'ları aşabilen birkaç füze 4 binden fazla yapıya hasar vermiş, 70'den fazla İsraillinin ölümüne yol açabilmişti.

Trump ise savaşa başlarken duyurduğu "İran'ın nükleer altyapısını ve füze kapasitesini yok etmek, Devrim Muhafızlarına ölümcül darbeler indirmek ve rejime karşı halkı ayaklandırmak" şeklindeki hedeflerine yaklaşıyor.

Artık İran'ın nükleer silaha sahip olup olmadığını bilmiyoruz. İran'ın tüm siyasi mekanizması ağır hasar aldı. Devrim Muhafızları ise hem İran içinde hem de Irak ve Lübnan'da vuruluyor. Tahran'ı kim yönetiyor O bile meçhul.

Bazı İranlı komutanların yayınladıkları "ABD'ye tehdit dolu mesajlar" ise gerçeğin üzerini örtmekten uzak. Hatırlar mısınız, Irak işgali sırasında son derece medyatik bir Enformasyon Bakanı vardı: Muhammed Sahaf. Propagandayı o kadar abartmıştı ki, basın toplantısında "Irak Ordusu ABD askerlerini bozguna uğrattı, perişan vaziyette çekiliyorlar" dediği sırada arkada ABD uçakları Bağdat Havalimanı'nı bombalıyordu.

Bombardımanın durması ve Devrim Muhafızlarının şehirlerdeki etkisinin kırılmasıyla birlikte İran'da büyük halk ayaklanmalarının başlaması kuvvetle muhtemel. Bu artık sadece bir zaman meselesi.

Tahran'ın ABD'yi cezalandırmak için Körfez ülkelerini vurması ise beklenen etkiyi, yani "Körfez'de derin bir pişmanlık hissi oluşturmayı" bir yana bırakın, İran karşıtlığını daha da artırdı. Hatta Arap ülkelerinin aralarındaki husumetleri ise rafa kaldırdı.

2017 yılında Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve Bahreyn,