Savaşı bölgeye yaymak İran'ı kurtarır mı

Savaşın ilk gününde liderini ve komuta kademesini kaybeden İran şimdi savaşı Körfez'e yayarak kaderini değiştirmeye çalışıyor. Peki bu bir strateji mi, yoksa çaresizlik mi

Aldığı riskler kendisini zafere ulaştırabilir mi Yoksa mağlubiyetini çabuklaştırır mı

İki ay öncesine göre İran dünyadan çok daha fazla tecrit edilmiş durumda. Savaş çıkmasın diye Tahran için Batı başkentlerinde dolaşan Katar ve Suudi Arabistanlı diplomatlar bugün BM Güvenlik Konseyi'nden "İran'ı kınayan karar çıkartılmasını" sağladılar. Bu dünyanın en büyük askeri gücüyle savaş halinde olan İran için siyasi bir başarı olarak görülebilir mi

İran'ın en büyük ihtiyacı tarafsız bir Körfez'di. Fakat bugün Körfez ülkeleri artık İran'ın karşısında bir yerde duruyor. Türkiye için de durum giderek bu böyle bir hale dönüşüyor.

Savaşa karşı en ciddi duruş gösteren ve başladıktan sonra ise bir ateşkes için gece gündüz çalışan Türkiye'ye İran'dan tüm uyarılara rağmen üçüncü kez füze parçaları düştü. İran her defasında füzelerin kendileri tarafından atılmadığını iddia etse de artık bütünüyle inandırıcılığını yitirmiş durumda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tüm iyi niyetli uyarılarının İran tarafından söylem dışında bir karşılık bulmadığı görülüyor. Bu tutarsızlık İran'ın hanesine bir başarı olarak mı yazılır

Fakat tüm bu gelişmelerin ötesinde İran'ın direniş ekseni olarak nitelendirdiği Lübnan, Irak ve Yemen'deki örgütler üzerinden genişleyen çatışmalar Tahran'ı güçlendireceği yerde zayıflatmaya başladı.

Hamaney'in öldürülmesinden bir gün sonra Hizbullah'ın intikam için İsrail'e başlattığı saldırılar sonrasında örgüt İsrail tarafından felce uğratıldı. Beyrut alevler içinde.

Üstelik pek çok Lübnanlı, zaman zaman delinse de 16 aydır bir şekilde devam eden ateşkesin İran yüzünden bozulmasından rahatsız. Bazı Şii din adamları da Hizbullah'a karşı seslerini yükseltmeye başladı.

Örgütün kurucu lideri Suphi Tufeyli'den sonra Şii lider Meysem İsa da örgütü "Lübnan'ı savunan bir direniş hareketinden çok İran'ın paralı askeri olmakla" itham eden bir açıklama yayınladı. İşin Hizbullah için daha da vahim olan kısmı örgütü destekleyen sivillerin Güney Lübnan'dan artık ne Suriye'ye ne de Trablusşam gibi Sünni kentlere doğru göç edemiyor oluşu.