SDG'nin on binlerce militanı olduğu iddia ediliyordu. Hatta bazılarına göre sayıları 100 binin üstündeydi. Örgütün lideri Mazlum Abdi de bundan cesaretle olacak "Biz niye Suriye Ordusu'na katılalım. Onlardan fazla silahlı gücümüz var. Onlar bize katılsın" diyecek kadar saçmalama hakkını kullanıyordu.
Oysa gerçeğin bambaşka olduğu 24 saatte ayan beyan ortaya çıktı. Terör örgütünün 2012'den beri elinde tuttuğu Halep'teki mahalleler kısa sürede Suriye Ordusu'nun eline geçti. Şimdi aynı propagandacı güruh buraların küçük yerleşim bölgeleri olduğunu, örgütün asıl gücünün Türkiye sınırında olduğunu söylüyor.
Gerçek bu değil. Suriye'nin en büyük ikinci şehri olan Halep'teki bu iki mahallenin nüfusu Ayn-el Arap'ın (Kobani) dört, Afrin'in ise iki katı. Hatta Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahalleleri, SDG'nin kontrolündeki en büyük şehir olan Haseke'deki Kürtler kadar bir nüfusa sahip.
Örgüt için Arap ve Türkmen şehri olan Halep'teki bu varlığı sembolik bir değer taşıyordu. Savaşın en yoğun günlerinde dahi ne muhalifler ne de Esat rejimi buralarda kontrolü sağlayabilmişti. YPG'nin 2014'te sıkıştığı dönemde Lübnan Hizbullah'ı imdadına yetişti.
2016'da muhalifler Halep'i terk ettikten sonra ise rejim YPG'ye hiç dokunmadı. Aralarında anlaşma vardı. Zaten rejim düştükten sonra Lübnan'a kaçamayıp ortada kalan rejim destekçisi savaş suçluları YPG'ye sığındı.
***SDG'nin silahlı gücünü ülkemizde "olduğundan fazla" göstermeye çalışan iki grup var: Birincisi PKK yandaşları. Çünkü SDG'den başka tutunacak dalları kalmadı.
Diğeri ise varlığını Kürt düşmanlığına borçlu olan eski Türkiye taraftarları. Böylece kendileri tasfiye edildiklerinden

7