Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'la DEM heyetinin görüşmesi bundan sadece bir ay önce gerçekleşseydi başka şeyler konuşuyor olabilirdik. Hatta Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan süreçte örgüt kanadı bir pazarlık masasının tarafı dahi olabilirdi. Ancak 8 Aralık'ta Şam'da gerçekleşen devrim tüm bölgenin kaderini derinden etkilediği gibi, PKK'nın yok oluş sürecini de hızlandırdı.
Artık Suriye'deki PKK varlığının önünde iki seçenek var: Ya silahlarını bırakıp, bütünüyle sivilleşecek ve "özerklik, kanton ya da bağımsızlık" gibi başından beri tümüyle hayal ürünü olan projenin çöktüğünü ilan edecek ya da yok olacak.
PKK ve diğer Türkiye kökenli sol terör örgütleri için Baas rejimi gerçek bir hayat kaynağıydı. Bu örgütler için Rusya ya da ABD'yle kurdukları ilişki ise konjonktüreldi. PKK'nın da bir parçası olan Türkiye'deki sol terörle ideolojik, mezhebi ya da kimi yerde etnik bağları olan Esat rejiminin yıkılmasıyla bölgemiz artık çok daha güvenli hale geldi.
Bundan sonra Öcalan'ın ne diyeceğinin, militanlarına nasıl bir çağrı yapacağının çok bir önemi yok. Kuzeyden Türk Ordusu, güneyden ve batıdan Suriye'nin yeni ordusu tarafından kıskaca alınan PYD'ye Öcalan'ın "silah bırak ve siyasi sürece katıl" çağrısı yapması sadece örgütün militanları üzerinde bırakacağı hayal kırıklığının etkisini azaltmaya yarayacaktır. Bunun dışında sonucu değiştiremeyecektir.
Çünkü artık sırtını ABD'ye de yaslasa PKK'nın Suriye'deki tüm planları çökmüştür. PKK Esat rejimi ayaktayken Suriye'de Rusya'nın, İran'ın, hatta bu ülkelerin paramiliter örgütleri olan Hizbullah, Wagner gibi terör örgütlerinin desteğiyle alan kazanmıştı. Devrimle birlikte tüm bu unsurların ülkeden kovulmasıyla yalnız kaldı. ABD'nin desteği ise büyük ölçüde anlamını yitirdi.
PKK'nın Suriye kanadının öncülüğünde kurulan SDG'nin kendini lağvedip silahlarını yeni Suriye yönetimine teslim ederek siyasi sürece katılmaktan başka çaresi yok. Aksi halde kurulmakta olan Suriye Ordusu için bir "iç tehdit" ve dünyanın meşru kabul ettiği Suriye yönetiminin "terörle mücadelesinin" temel hedefi haline gelecektir. İmralı'ya giden heyet Öcalan'a bu acı gerçeği tüm çıplaklığıyla ifade etmiş olmalıdır.

95