Parti değil, lider öğütme makinesi

CHP Genel Merkezi'ndeki Kılıçdaroğlu fotoğrafı yerlerde sürükleniyor. Öfkeli kalabalık gülümseyerek poz veren 7. genel başkanın fotoğrafını çiğnerken tempolu bir şekilde haykırıyor: "Satılmış Kemal, Hain Kemal!"

Partinin 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın "delegelerin oylarının satın alınması ve seçime şaibe karıştırılması gerekçesiyle" iptal edilmesinin ardından CHP bölünür mü

Kılıçdaroğlu partide iktidarı yeniden ele geçirir mi Özel, koltuğunu borçlu olduğu İmamoğlu'nun talimatıyla hukuken yapacağı bir şey kalmayınca yeni bir partiyle yoluna devam eder mi

Tüm bu soruların gölgesinde çarpıcı bir hakikat önümüzde duruyor: CHP tarihinde Atatürk dışında hiçbir genel başkan hain ilan edilmeden, gözden düşürülüp rezil edilmeden emekli edilmedi.

Sanırım partinin kaderi bu. Bu nasipsizlik, adeta karanlık bir hayalet gibi partinin üzerinde dolaşıyor.

Atatürk'ün vefatından sonra CHP koltuğuna oturup tam 33 yıl genel başkanlık yapan, hatta "ulu önder" sıfatı Atatürk'e tahsis edildiğinden olsa gerek, parti tarafından "milli şef" ilan edilen İsmet İnönü bile bu kara talihten nasibini almıştı.

88 yaşında zorlanarak çıktığı kürsüde parti delegelerine dönüp "ya ben ya Ecevit" diye hiddetle seslenmişti. Delegeler milli şeflerine sırtlarını dönüp evine yolladılar. İnönü önce CHP'den sonra milletvekilliğinden istifa etti ve bir yıl sonra vefat etti.

İnönü'nün saltanatı yıkan Ecevit'in gidişi de farklı olmadı. 1980 darbesinden sonra kurduğu DSP'yi asla CHP'nin devamı olarak görmedi. Ne CHP'nin varisi iddiasıyla kurulan SHP'yle ne de 1992'de kurulan yeni CHP'yle yakınlık kurdu.

Altan Öymen ve Hikmet Çetin gibi kısa dönem "emanetçi" başkanları bir kenara koyarsak partinin diğer genel başkanları da benzer akıbetlere uğradılar.

15 yıl boyunca partiyi yöneten