Onlar örgütün silahlı olanını seviyorlar

PKK'nın tasfiye sürecinde büyük aşamalar kaydedildi. PYD'nin Suriye Hükümeti'yle anlaşıp silahlarını devlete teslim etme kararı alması da "eğer uygulanabilirse" bölgemizde kalıcı barışı sağlayacak. Türkiye yoğurdu üfleyerek yiyor. Çünkü sürecin yol kazasına uğraması çok mümkün.

Fakat daha önce, ABD'nin önüne attığı kemikle şımarıp barış sürecini baltalayan terör örgütü, yeni sahipler bulamazsa tasfiyenin önünde durmayacak gibi. İşte bu noktada PYD'yi Şam'da masaya oturtan ABD'nin değil, Öcalan'ın silah bırakma çağrısını feryatlarla karşılayan İran ve İsrail'in provokasyonlarına hazırlıklı olmak lazım.

İsrail'in Dürzi ayaklanması hesabı şimdilik tutmadı. İran'ın Esat artıklarının terör saldırısıyla başlattığı "Aleviler öldürülüyor" kampanyası da başarısız oldu. Fakat rahat durmayacaklar. Önceki sabah Lübnan'dan sızan Hizbullah militanları 3 Suriye askerini kaçırıp işkenceyle katlettiler. İsrail karşısında liderlerini korumayı başaramayıp, bir hafta içinde İsrail sınırındaki 1 milyon insanı tahliye ederek vatan müdafaası yapamayan Hizbullah, konu Suriye'nin huzuru olunca gözü hiçbir şeyi görmüyor.

İran bölgeden kovulmasının acısını vekilleri aracılığıyla terörü teşvik ederek çıkaracak görünüyor. Benzer provokasyonu, Türkiye sınırındaki PYD'lileri terör saldırılarına cesaretlendirerek yapacağından hiç kuşku duymamalıyız. Çünkü İsrail gibi İran da PKK'nın silahlı olmasını seviyor.

ABD'nin kendi silahlandırdığı PYD'yi bu süreçte tasfiye olmaya zorlamasının altında kendince başka planları olabilir. Ancak görülen şey, Trump Amerika'sının namlusunu artık İran'a çevirdiği. Bundan sonra Tahran'a yakın olan ne varsa hedefte olacak. Bu durum PKK'nın tasfiyesinde bize ciddi anlamda fırsat sağlayacaktır.

Tel Aviv ve Tahran'daki diktatörler Demirtaş'ın "Türkiye Cumhuriyeti Kürtlerin de devletidir. Artık hiçbir Kürt, bulunduğu devletin de Türkiye'nin de karşıtı, düşmanı, tehdidi olmayacak. Nokta" sözlerini duyunca sinir krizi geçirmiş olmalılar.

Yalnız onlar mı

PKK'nın silahlı olmasını sevenler listesi oldukça uzun. Yıllardır kendilerine alan açtığı ve Müslümanlarla savaştığı için Esat'ın gönüllü askerliğini yapan sol terör örgütlerini listesinin başına yazabiliriz. Elbette MLKP, DHKP-C ve TİKKO gibi "mezhepçi" katil örgütlerin kışkırttığı çoğu Avrupa'da sığıntı olarak yaşayan kitleler de örgütün silah bırakması karşısında yas tutacaklar. Hatta son günlerdeki mezhep kışkırtıcılığına DEM'in kendi kitlesini katmaması karşısında çok öfkelendiler.