Netanyahu'nun çağrı cihazı

Soykırımcı kürsüye doğru yürürken, BM salonu protestolar eşliğinde boşalıyordu. 77 ülkenin temsilcisi Netanyahu konuşmaya başladığında aniden ayağa kalkıp genel kurulu terk ettiler.

İçlerinde Türkiye, Suriye, Pakistan, İrlanda ve İspanya'nın da olduğu ülke temsilcilerinin gitmesiyle soykırım suçlusu boş bir salona hitap etmek zorunda kaldı.

Bu protestoya katılan ülkelerin içinde Suudi Arabistan ve Yemen Devleti de var. Hani şu Husilerin "İsrail yanlısı" olmakla suçlayıp savaştığı ülkeler.

Netanyahu oldukça öfkeliydi.

Elbette sadece bu protesto yüzünden değil. Çünkü İsrail'in kurulmasında en büyük destek gördüğü İngiltere bile işgali ve yerleşimci terörünü artık açık bir şekilde kınıyordu.

Macron, İsrail'e yönelik yaptırımları savunmakla kalmadı; dünyanın geri kalanını da İsrail'e karşı harekete geçmeye çağırdı.

Fakat bu durum Netanyahu'nun öfkesini dizginlemedi. Aksine daha da küstahlaştı. Çirkin sözlerinden İngiltere ve Fransa nasibi aldı. Ancak en saldırgan sözlerini Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan için sarf etti.

Cevabını da aldı. Türkiye, soykırım suçlusu için "hadsiz ve alçak" dedi.

Lakin Netanyahu küstahlığını pişkinlikle ve yeni tehditlerle artırmaktan geri durmadı. Elinde tuttuğu çağrı cihazını havaya kaldırıp salladı.

Hani binlerce kişinin ağır yaralanmasına sebep olan o çağrı cihazı.

İsrail iki yıl önce Hizbullah milislerinin çağrı cihazlarını aynı anda patlatmıştı.

Sonradan ortaya çıktı ki İsrail, paravan şirketler ve sahte tedarik zincirleri kullanarak Hizbullah'a ulaşan çağrı cihazlarına önceden patlayıcılar yerleştirmişti.

İşin daha da kötüsü, İsrail'in Hizbullah mensuplarını uzun süredir takip eden kapsamlı bir istihbarat ağı kurmuş olmasıydı.

Bu ağ sayesinde Nasrallah dahil pek çok üst düzey yöneticinin yeri tespit edildi ve örgütün ağır darbe alması sağlandı.

İşte küstah soykırımcı bu çağrı cihazını BM kürsüsünde elinde sallayarak bir yandan dalga geçiyor, diğer yandan İsrail'in istihbarat ve operasyon kabiliyetini dünyaya gösteriyordu.

Burada asıl sorulması gereken soru Netanyahu'nun nasıl bu kadar pervasızlaşabildiği midir