Mekke ve Bedir neyi ifşa ediyor

Mekke Savunma İttifakı Anlaşması TBMM'de yasalaşmayı beklerken Türkiye, üç İslam ülkesiyle daha askeri işbirliği anlaşması imzaladı. Endonezya, Katar ve Pakistan'la yapılan mutabakatın adı "Bedir".

Müslümanların düşmanlarına karşı tarihte Hz. Muhammed'in (sav) komutasında başlattığı ilk savaştan ismini alan bu ittifakın amacı bu dört ülkenin ordusunu teknik olarak geliştirmek. Askeri üretimde işbirliğinin teşvik edilmesi, teknik bilgi ve tecrübe paylaşımının geliştirilmesi, araştırma ve geliştirme kapasitesinin artırılması ve savunma sanayii alanında ekonomik katma değer oluşturulması hedefleniyor.

Bedir Savaşı'yla Müslümanlar "ilk düzenli ordunun" temelini atmışlardı. İslam Ordusu bu savaştan 10 yıl sonra tarihteki iki büyük imparatorluk olan Doğu Roma (Bizans) ve İran (Sasani) ordularıyla savaşacak, 634'te Bizans Ordusu'nu bozguna uğratarak Şam'ı fethedecek, iki yıl sonra ise İran'ı mağlup ederek Sasani İmparatorluğu'nu ortadan kaldıracaktı.

Mekke İttifakı, bölgemizin yaklaşık iki asırdır özlemini çektiği İslam birliğinin ve ortak bir İslam Ordusu'nun temellerini atarken Bedir İttifakı bu ordunun teknik kapasitesini artıran ve donanımını güçlendiren bir vizyonu ortaya koyuyor.

İki isim de tesadüfen seçilmiş değil ve referans aldıkları bağlama uygun bir muhtevayı bünyelerinde taşıyorlar.

Peki muhalefetin bu anlaşmalara tepkisinin sebebi ne

CHP, DEM, Yeni Parti ve İyi Parti'ye göre Mekke İttifakı, Türkiye'yi İslam dünyasında kendisini ilgilendirmeyen çatışmaların tarafı haline getirebilir. Uzaktan bakınca muhalefetin "barış havarisi" olduğunu sanabilirsiniz. Mekke'nin ya da İslamabad'ın müdafaasının Türkiye'yi hiç ilgilendirmeyeceği şeklindeki tuhaf yaklaşımı bir kenara koyalım. Bu partiler gerçekten Türk Ordusu'nun sadece sınırlarımızda kalmasını, sorunların daima müzakere yoluyla çözülmesini mi istiyorlar

Elbette hayır.

2014'te iki terör örgütü, DEAŞ ve PKK Suriye'nin kuzeyinde alan hakimiyeti savaşı verdiğinde CHP Meclis'e tezkere çağrısı yapmıştı. Kılıçdaroğlu'na göre TSK, DEAŞ'a karşı bir kara harekatı düzenleyerek Kobani'de sıkışan YPG'nin imdadına koşmalıydı. CHP bununla da yetinmemiş, Hükümeti müdahalede bulunmadığı için DEAŞ'la işbirliği yapmakla suçlamıştı.