Türkiye, CHP'li belediyelerin konser çılgınlığının ağır faturasını konuşuyor günlerdir. Şarkıcıların konuşulan bu devasa paraları almadıklarını açıklamak zorunda kalmaları, aslında karşılaştığımız sorunun "israf"tan daha derin bir problem olduğunu gösteriyor.
Meğer CHP'li yöneticiler için konser ve sanatsal etkinlikler bir yerlere "para aktarma"nın bir aracıymış sadece. Şu anda başta İstanbul ve Ankara olmak üzere çok sayıda belediyenin "konser adı altında" yaptıkları bu operasyonlar için soruşturma ve inceleme başlatılmış durumda. Havada milletin cebinden "götürülmüş" milyarlar uçuşurken artık Özgür Özel'in klasikleşen "operasyon siyasi" masalına kendi seçmeni bile inanmıyor. İmamoğlu'nun eski bir çanta gibi yanında taşımaktan yorulmadığı "mağduriyet tiyatrosu" da artık kimseyi teskin edemez. Kaçış yok. Bu hesap verilecek.
Öyle görünüyor ki bu iş, bir israf yahut savurganlık bile değil. Çünkü israf iş bilmezlikten, savurganlık ise yandaşların cebini doldurma gayretinden tevarüs eder. Fakat planlı bir şekilde şirketler kurdurulup, bu şirketler üzerinden milyarlar "bir yerlere" bavullarla transfer ediliyorsa burada "örgütlü bir çaba" olduğu açıktır. Kılıçdaroğlu yandaşları partide İmamoğlu eliyle yapılan dizaynın "taşınan bu paralarla" yapıldığını iddia etmişlerdi.
Meğer bavullar zaman içinde büyümüş ve kamyon kasalarına dönüşmüş. Belli ki yeni dizayn çok daha önemli koltuklar için.
Fakat tüm bu hengamede gözden kaçan şey, kendisini adeta kültür ve sanatın hamisi gibi pazarlayıp, karşıtlarını kültür ve sanatın düşmanı olmakla itham eden CHP yöneticilerinin bu alanı nasıl bir istismar konusu haline getirdikleridir.
Kültür ve sanat, idarecilerin yatırım yapmak zorunda oldukları önemli bir alan şüphesiz. Özellikle tiyatro, opera, klasik Türk ve Batı müziği gibi desteklenmesi gereken sanat dallarına bütçe ayrılması gerekiyor. CHP'nin paraya boğduğu şarkıcılar istedikleri her mecrada sanatlarını paraya tahvil edebilirler. Çünkü alıcıları çok.
Fakat tiyatro gibi sanatseverin uygun ücret ödeyerek

113