Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın nasıl bir değişim içinde olduğunu duyuruyordu mehteran kös vurduğunda. Türk Ordusu sefere çıktığında fil kösü denilen ve çapı 130 cm'yi bulan davullar eşlik edermiş gaza ehline. Öyle ki sesi yeri göğü inleten bu kösler ancak filler ya da develerle taşınabilirmiş.
Külliyenin önündeki kösler Zigetvar önlerindekiyle kıyaslandığında oldukça mütevaziydi. Lakin Türkiye'nin tarihine destansı rücusunu anlatmak için bu ölçüler de kafiydi.
Ses öyle derinden geldi ki, dünyanın en büyük ordusuna sahip ABD'nin Başkanlık Ofisi bu görkemli karşılamayı "ABD geri döndü" diyerek duyurdu. Bu paylaşım, uluslararası itibarın ancak Türkiye gibi ağırlığı olan bir ülke tarafından tevdi edilebileceğini de göstermiş oldu
Türkiye'nin NATO zirvesinde sergilediği ev sahipliğinin nasıl övgüye mazhar olduğunu vurgulamaya hacet yok. Batı basını günlerdir zirvedeki her muhteşem detayı büyük puntolarla duyuruyor okurlarına.
Üç binden fazla basın mensubu, yüz bini yazma eserlerin dijitallerini muhtevi beş milyondan fazla eserin bulunduğu Millet Kütüphanesi'nde çalıştılar günlerce. Türkiye'nin başkentindeki en büyük Cumhuriyet dönemi eserinin sadece siyasi bir merkez değil, aynı zamanda bir bilim yuvası olduğuna da tanıklık ettiler.
Yanı başında yükselen camisi, toplantı salonları ve bahçeleriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin ancak bin yaşındaki bir devlet tarafından yapılabileceği hakikatini idrak ettiler.
İşte bir devletin gerçek gücü budur.
Kösler, 1826'da tarihte bıraktığımız Yeniçerileri yeniden Türk Devleti'yle buluştururken değişimin sadece atiyi yad etmekten daha büyük bir çerçeveye sahip olduğunu da gösterdi.
Bu, Cumhuriyet'le geride bıraktıklarımızdan çok daha önce terk etmek mecburiyetinde kaldıklarımızla da buluşmamız demekti. Kıtalar dolaşan Yeniçeri'nin börkü artık yeniden devletin müşfik sinesinde.
Peki NATO üyesi devletleri bu kadar etkileyen şey, karadaki mehtaranla, gökteki yıldızların senkronize sergilediği gösteri ya da unutulmaz Türk mutfağı mıydı
Elbette hayır. Külliye'nin basamaklarını efsunlanmış gibi çıkan liderler yeni Türkiye'nin kıtaları aşan askeri ve siyasi nüfuzunun ardındaki birikimle, dökülen alın teriyle bir kez daha mülaki oldular.

11