"Ben savunma yapmam. Ben yargılarım" diyerek meydan okumuştu üç ay önce. Sonunda mahkemenin huzuruna çıkıp dört gün süren bir savunma yaptı. Kamuoyu 16 farklı suçtan yargılanan ve toplamda 2.352 yıla kadar hapsi istenen birisinden hakkındaki iddiaları çürütecek bir şeyler söylemesini bekliyordu.
Oysa Ekrem İmamoğlu narsizmin sınırlarında dolaşan pişkinlikle örülü uzun bir metin okudu bu dört gün boyunca. Kanuni'den Fatih'e, Atatürk'ten İstanbul'un mütareke yıllarına kadar her şeyi anlattı. Ancak kendisine yöneltilen suçlamalara cevap niteliğinde "elle tutulur somut bir şey" söylemedi.
Sonunda mahkeme eldeki mevcut delillere göre karar verecek elbette. Mahkeme şovları sadece fanatik taraftarları etkiler. O da birkaç ay.
Fakat asrın en büyük yolsuzluk davasının bir numaralı sanığının "kendisini arzın merkezinde" gören sözleri bir ibret vesikası olarak tarihe geçecek gibi.
İmamoğlu mahkemede İstiklal Marşı'nın adeta kendisi için yazıldığını söyleyince ülkenin nasıl bir imtihanla karşı karşıya olduğunu anladık.
"Diyorum ya, o dörtlüğü sanki benim için yazmış. "Korkma"yı da benim için yazmış diyorum ya. Bayılıyorum buna ya. Bayılıyorum yani."
Bundan sonrası psikiyatrinin alanına giriyor. Fakat bu sözlerde derin bir cehaletin izleri de var.
Zira İstiklal Marşımızın ilk kelimesi olan "Korkma", Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan'dan Prof. Dr. Abdülhakim Koçin'e kadar pek çok ilim adamımızın da ifade ettiği gibi, Tevbe suresinin 40. ayetine atıfta bulunuyor.
Hz. Muhammed'in (sav), Medine'ye hicret ederken peşindeki müşriklerden korunmak için sığındığı Sevr mağarasında, ölümle burun buruna geldiği sırada endişelenen Hz. Ebubekir'e söylediği "Korkma, üzülme. Allah bizimle" sözleri bu ayetle aktarılır.
Kur'an şairi Akif, Anadolu'nun işgal edildiği ve düşman ordularının Ankara sınırına ulaştığı bir dönemde yazdığı marşa müminlerin gönüllerine umut aşılayan bu ifadeyle başlar. Ve marş, "Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal" cümlesiyle biter.
İmamoğlu nasıl bir ruh hali içindedir ki, kendisini Hz. Muhammed'in öldürülmesinden ve ilahi mesajın son bulmasından korkan Hz. Ebubekir'in şahsında ümmetin ya da Müslümanların işgal edilmemiş son toprağı Anadolu'nun varlık mücadelesi sırasında yurdumuzda tüten son ocak sönmeden al sancağın indirilemeyeceğini söyleyen milletimizin yerine koyabilir
Daha önce çeşitli suçlardan yargılanan pek çok kişinin mahkemelerde deli taklidi yaptığını görmüştük ama bu kadarını herhalde kimse görmemiştir. Adını tarihe yazdıracağı kesin.

3