Hırsızlık ve yolsuzluktan yargılanan bir kamu görevlisini meydanları ateşe verip ülkenin üzerine benzin dökerek savunmalarını bir yere kadar anlayabiliyoruz.
Neticede darbecinin namlusu ufukta göründüğünde, etekleri zil çalan bir oluşum bu. Adalet ve özgürlük hırsızlarını sever. Kargaşa sever, kavga sever, küfretmeyi sever, parmak sallamayı, bir de milleti cahil kendini üstün görmeyi sever.
Sevmedikleri de var tabii. Birinci sıraya milleti koymak gerek. Yüz yıldır uğraşıyor, bir türlü istediği kalıba sokamadı. Yola gelmiyorlar bir türlü. Mesela hala Ramazan'da oruç tutuyor, namaz kılmaktan vazgeçmiyorlar. Böyle olunca millete benzeyenlerin iktidarda olmasını da sevmiyorlar. Yalnız son günlerde bir kahveciyle, tost makinesi ve çaydanlık gibi küçük ev aletleri satan bir firmayla da araları bozuk. Onları niye sevmiyorlar, anlayabilen yok.
Şehzade Camii ile Vefa'nın arka sokaklarında idrarla karışık keskin bir bira kokusu var şu günlerde. Ne diye çağrıda bulunduysa kürsüden Özel, adeta caddeleri sıvamak için birbirleriyle yarışıyor bazıları sürüler halinde. Onları durdurmak istedi de beceremediğinden mi öfkelendi, yoksa küfürle karışık amonyak kokusu zihnini mi bulandırdı bilinmez, bir hışımla boykot edilecek firmaları açıkladı.
Hala anlaşılabilmiş değil. Kitapçıyla kahveci, İmamoğlu'nun tekerine nasıl bir çomak sokmuş olabilir 21 daire parasına Boğaz'da aldığı havuzlu üç villanın manzarasını mı kapatmışlar
Gerçi Silivri'de gazete kağıtlarından para kuleleri yaparak can sıkıntısını geçirmeye çalışan sabık başkan bunu da düşünmüş, villaların yanındaki araziyi "milletin cebinden 156 milyon verip" kamulaştırmıştı. Yaprakların bile alkışladığı birisi buna kızmış olamaz.
Özgür Özel hançeresini yırtarak açıkladığı boykot listesinde Türk kahvecisiyle Türk kitapçısının neden bulunduğunu kamuoyuna izah etmeli. Eğer bu firmaların suçu devlete vergi vererek iktidarı bir şekilde desteklemekse, CHP'nin başkanı kendine dost olarak vergi kaçakçılarıyla hırsızlardan

98