Islak veda

Hırsızlık ve rüşvetten yakalanıp cezaevini boylayınca, utanacakları yerde yeni bir hikaye yazmaya koyulmuşlardı. Başarının her şeyiyle taklit edilebileceğini düşündüler.

Madem belediye başkanıyken hapse düşülmüştü, pekala bu öykünün sonu cumhurbaşkanlığına bağlanabilirdi.

Ne tatlı rüya.

Lakin pek çok şeyde yaptıkları gibi burada da aslı unutup şekle yöneldiklerinden "hırsızlık"la darbecilere meydan okuyan "şiirler" arasındaki temel farkı göz ardı ettiler.

Birinde baklava kutularından taşıp, kurultay satın almak için pavyon kapılarında saçılan paralar var. Diğer hikayede "Minareler süngümüz, kubbeler miğfer".

Özgür Özel taklit işini o kadar abartmıştı ki, şanslı ekose ceket bile sırıtmadı zayıf bedeninde.

Fakat kimse vedasının Cumhurbaşkanımızın dilinde adeta AK Parti marşı haline gelen "beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda.." dizeleriyle sonlanacağını tahmin edemezdi.

Islak vedasına bile özgün bir son yazamadı.

Yağmur altında iliştiği toma basamağından salladığı sol yumruk bile devrimci bir imge bırakmayacak hafızalarda. Çünkü onun bile kurgu dolu sahte bir fotoğraf olduğunun herkes farkında.

Kılıçdaroğlu kendinden hileyle gasp edilen makamına kurulurken, Özel ve İmamoğlu geride umutlarını yitirmiş ve zamanla küçülen bir yığın bıraktılar.

Deniz Gezmiş ve Mahir Çayanların mirasını CHP binasının "ortasına etmek" olarak algılayan bu güzide topluluk şimdi öfkesini kimden çıkarsın

Partiyi içine düştüğü bu karanlık dehlizden kurtarmak için son çarenin Kılıçdaroğlu olması zaten yeteri kadar büyük bir trajediydi. Artık bırakın iktidar olma umudunu, partinin tek parça olarak kalması bile zor görünüyor.

Özel, fırsatını kollayıp kendini