Savaşın ilk gününde lideriyle birlikte neredeyse tüm komuta kademesini kaybeden İran, buna rağmen stratejik hatalar yapmayı sürdürüyor. Körfez'i, bu ülkelerdeki ABD varlığını gerekçe göstererek vurmak gibi cepheyi gereksiz yere genişleten hamlelerin ardından şimdi çok daha tehlikeli bir yola giriyor: Türkiye ve Azerbaycan'ı hedefe koymak.
Anlaşılan o ki İran'ın 47 yıldır sürdürdüğü savaş hazırlığı, tıpkı İslam dünyasında izlediği siyaset gibi büyük ölçüde katastrofik ve akıl dışıymış.
Oysa hala ABD ve İsrail saldırganlığını dizginleyecek, komşularının ABD yanında yer almasını engelleyecek hatta savaş karşıtı bir yerde durmalarını sağlayarak kendisine geniş bir alan açacak imkana sahip. Elbette yıllardır elinin tersiyle ittiği bu fırsatı ölüm döşeğindeyken de umursamamak kendisinin bileceği iş.
Tedaviye birkaç yıl önce başlansaydı, kurtuluş reçetesi tam olarak etkisini gösterirdi. Şimdi sonuca yaklaşır belki ama hastanın umudunu diri tutması gerek.
Önce Şam'dan başlamalı.
1982'deki Hama Katliamı'ndan bu yana destek olmak bir yana, üzerinden bir silindir gibi geçtiği Suriye halkından özür dilemeli. İçinde boğulduğu "mezhepçi bağnazlık mikrobundan arındığını" ve bundan sonra Suriye'nin selameti için gayret edeceğini açıklamalı.
Sonra Lübnan'a dönmeli.
Hizbullah'ın işlediği cinayetler, siparişle gerçekleştirilen suikastlar ve Filistin kamplarına yönelik tacizler nedeniyle duyduğu derin pişmanlığı ifade etmeli. Bundan sonra Lübnan'da Sünni ve Şii gruplar arasında uzlaşmayı sağlamak ve ülkenin yeniden ayağa kalkması için çaba göstereceğini açıklamalı.
Sırada Karabağ var.
Karabağ Savaşı'nda Türklerin yanında yer almak yerine Ermenistan'a verdiği destekten dolayı samimi bir nedamet göstermeli. Bu öyle bir pişmanlık olmalı ki yalnız Bakü'yü değil, Tebriz'i de ikna edebilmeli.
Reçetedeki ilaçların eksiksiz alınması gerekir. Bu yüzden sonraki durak Yemen olmalı. Husilere verilen destek sonlandırılmalı, Sünni kentlerdeki kuşatmalar kaldırılmalı ve Zeydiler ile Sünniler arasındaki ihtilafların barış yoluyla çözülmesi için arabuluculuk yapılmalı. Türkiye ve Suudi Arabistan'la kurulacak bir işbirliği bu süreci hızlandırabilir.

5