Irak'ı yıkan, Suriye'yi ayağa kaldıran şey

Irak'ın çöküşü mezhepçi ordu, Suriye'nin kurtuluşu ise çoğulcu ordu mu olacak? Peki bu entegrasyon gerçekten kalıcı olabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Irak'ın 2003'teki işgalden sonra neden 23 yıldır ayağa kalkamadığını İran etkisindeki Şii odaklı ordu yapısına bağlıyor. Devletin omurgası olması gereken ordunun bir mezhebin gücüne dönüştürülmesinin çatışmaları körüklediyini öne sürüyor. Suriye'nin ise farklı etnik ve mezhepî grupları ordu bünyesinde birleştirerek aynı hatayı tekrarlamamaya çalıştığını gösteriyor. Ancak bu sürecin kalıcılığı ve gerçek entegrasyonun sağlıklı olup olmayacağı halen belirsiz değil mi?

Bağdat bundan tam 23 yıl önce, 9 Nisan günü ABD birliklerinin Firdevs Meydanı'nı ele geçirmesiyle düştü. Amerikan askerleri, meydandaki Saddam Hüseyin heykelinin üzerine kendi bayraklarını astılar.

Onlara sevinç gösterileri içindeki küçük bir Iraklı grup eşlik ediyordu. Birkaç saat içinde şehir hırsızların, yağmacıların istilasına uğrayacak, işgalciler bile sebep oldukları bu felaket karşısında dehşete düşeceklerdi.

O gün o meydanda yaşananlar aslında Irak'ın neden 23 yıl sonra bile hala ayağa kalkamadığının cevabını veriyor. Çünkü Irak'ı yıkan sadece işgal değil, işgalden sonra kurulan düzendi.

ABD, işgalin ardından Irak'ın yönetimini bir bürokrata, Paul Bremer'e teslim etti. Bremer'in önceliği devleti onarmak değil, eski devleti tamamen tasfiye etmekti. Bu doğrultuda Irak Ordusu dağıtıldı.

Bir devletin omurgası yok ediliyordu. Yerine kurulacak yapı ise daha baştan sorunluydu.

Washington, yeni Irak Ordusu'nu işgal sürecinde kendisine destek veren Şii gruplar üzerinden inşa etti. Böylece ordu, bir devletin omurgası olmaktan çıkıp bir mezhebin gücüne dönüştü.

Irak'ın çöküşü de tam burada başladı.

1982'de İran'da Devrim Muhafızları tarafından kurulan Bedir Örgütü, bu yeni yapının çekirdeğini oluşturdu. Zamanla bu yapı, Haşdi Şabi çatısı altında diğer İran etkisindeki gruplarla birleşti. Ortaya çıkan şey bir ordu değil, dış etkilere açık parçalı bir güçler toplamıydı.

Saddam döneminde ordu Baasçı kimliği nedeniyle eleştiriliyordu. Şimdi ise ordu mensubu olmak için sadece Şii olmak yetmiyor, İran liderinin otoritesine biat etmeyenler dahi dışlanıyordu.

İşgal karşıtı direnişin bastırılmasında önemli rol üstlenen Sadr'ın Mehdi Ordusu bile İran'la yaşadığı gelgitler sebebiyle Irak Ordusu'na dahil edilmeyecek ve sonunda bölünecekti. Sonrasında Şii gruplar birbiriyle saha egemenliği için savaşacaktı. Ülke İran'a yakın gruplarla daha mesafeli Şii grupların çatışmalarına sahne olacaktı.

Kürtler orduya dahil edilmediler. Çünkü Barzani'nin ayrı, Talabani'nin ayrı askeri kuvvetleri Peşmerge adıyla zaten sahada bulunuyorlardı. Şiilerin dahi aralarında güç mücadelesi verdiği bir kurumda Sünni Arapların kendine yer bulması ise imkansızdı.