İki asra bedel

Bu beldede ister yerli olsun ister yabancı, her kime haksızlık yapılırsa tek bir el gibi olup zalimin karşısında, mazlumun yanında duracağız. Denizler var oldukça, dağlar yerinde durdukça yeminimizden dönmeyeceğiz".

Bu yemin, bin beş yüz yıl önce Mekke'de edildi. Hz. Muhammed'e (s) henüz Cebrail ilk vahyi getirmemiş, İslam'ın mesajı yeryüzünü aydınlatmamıştı. Şehre kargaşa ve zulüm hakimdi. Bu karanlığın ortasında, bir grup yürekli insan, ezilenlerin yanında durmak ve haksızlıklara karşı çıkmak için bir araya geldiler.

Kendilerine "Erdemliler İttifakı" dediler, Hilfü'l-Fudûl. Bu fazilet sahibi yiğitlerin arasında mertliği ve adaletiyle düşmanlarının bile övgüsünü kazanmış bir genç bulunuyordu. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s).

Peygamber efendimiz, İslam'dan sonra da bu teşkilatın bir üyesi olmaya devam etti. O'na göre hangi inançtan olursa olsunlar, insanlar doğru bir söz etrafında buluşabilirlerdi.

Bu yapı o kadar güçlü bir tesir gücüne sahip olacaktı ki, asırlar sonra bile zor durumdaki insanlar buradan "ilham alarak" yeniden ayağa kalkabileceklerdi. Kim derdi ki bin beş yüz yıl sonra bu defa Anadolu topraklarında bir kez daha çiçek açacak

Türkiye, hiç bitmeyecek gibi görünen karanlık günler yaşıyordu. Ülkenin tüm serveti darbeci paşaların elinde yok edilmiş, bankaları soyulmuş, terör sokaklarda kol geziyordu. Anadolu kadının başındaki örtüye savaş açılmış, Kur'an eğitimi yasaklanmış, İmam Hatiplerin orta kısımları kapatılmış, hafızlık kurumu neredeyse ortadan kaldırılmıştı. Hastaneler perişan, yollar adeta ölüm tarlası.

Milletin devletine olan güveni sarsılmış, cihanın bir zamanlar en kudretli ve mazlumların umudu olan Türk Ordusu bir avuç halk düşmanı darbecinin elinde gündelik politikanın malzemesi haline gelmişti. Eğitim yuvası olması gereken üniversiteler dahi zulmün bekçiliğine soyunmuş, bilim merkezi olmaktan uzaklaşmıştı. Partiler halka hizmet etmek yerine küçük hesaplar yüzünden birbirine düşmüş, kurulan hükümetlerin ömrü birkaç haftayı ancak görür hale gelmişti.

Bu karanlığın ortasında doğdu AK Parti. Umudunu yitirmemiş bir grup yürekli insan, bir araya geldiler. Kendilerine Erdemliler Hareketi dediler. Mekke'de asırlar önce edilen yemine atıfla tüm bu "zulme karşı tek bir el gibi" hareket edeceklerini söylediler.

Bugün o edilen yeminin 25. yılı.

AK Parti'nin Türkiye'ye kazandırdıklarını yazmaya bu sayfalar yetmez. Yolları, köprüleri, üç yılda deprem felaketinin küllerinden doğan şehirlerdeki beş yüz bin konutu, savunma sanayiini, güçlenen Türk Ordusunu... Gerçekleşen bu mucizeyi hangi kelimelerle anlatalım