İran'ın propaganda makinesine bakılacak olursa "Husiler İsrail'e, Siyonistlerin güdümündeki Suudi Arabistan'a ve ABD işbirlikçisi Yemenlilere karşı büyük bir savaş" veriyorlar. Bu hikayeye göre bir avuç yalın ayaklı Husi emperyalizme meydan okuyor.
Gerçeklere gözünü kapatıp, hayal aleminde üretilen efsanelerle tatmin olanlar için güzel bir öykü.
Dişe dokunur bir kayıp verdirmese de Husilerin İsrail'e füze saldırıları gerçekleştirdikleri ve İsrail'e düşman oldukları bir hakikat. Fakat İsrail'e kurşun sıkmak tek başına "Filistin halkının kahramanı" olmaya yetseydi herhalde bu unvanı en çok Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat hak ederdi.
Çünkü Sedat, İsrail'e tarihindeki en büyük kayıpları verdiren kişidir. 19 gün süren savaşta İsrail sadece 800 tankını, 114 uçak ve helikopterini değil 2.656 askerini de kaybetti. Buna rağmen Enver Sedat Arap dünyasında kahraman olarak değil, Sina'yı almak karşılığında İsrail'i tanıyan ilk Arap lider olarak anılıyor. Zaten bunun bedelini canıyla ödedi. Üstelik savaşın yıldönümündeki törende kendi ordusunun bir subayının eliyle.
Gerçek şu ki, Husiler Yemen halkını bütünleştirmek, Yemen'i yeniden tarih sahnesine çıkarmak gibi bir amacı hiç taşımadılar. Bilakis 34 yıllık diktatörlüğü yıkan Yemen halkının iradesinin üzerine oturdular. Halk devrimiyle kurulan meşru yönetimi İran'ın verdiği silahlarla yıkıp başkentte bir aile oligarşisi kurdular.
Eğer İran'ın Arap yarımadasındaki paralı askerleri olmak yerine Yemen'deki Sünni ve Zeydi halkların meşru temsilcileriyle birlikte adil bir yönetim kurmaya çalışsalardı bugün durum çok farklı olurdu.
Oysa onlar devrik bir diktatörün desteğiyle halkın iktidarını ele geçirip sonra kendi elleriyle o diktatörü de infaz ettiler. Şimdi Sana'dan Kızıldeniz'e kadar kontrol ettikleri alanda yine İran'ın bekçiliğine soyunmuş durumdalar.
Yemen'in geri kalan yüzde 70'lik topraklarıyla da ilgileri yok. Zaten Hadramut'tan Aden'e uzanan bu geniş coğrafyada destekçileri de yok.
Suriye'de Baas rejimi tam devrilecek iken Devrim Muhafızlarıyla Şam'a gelip, halkına ölüm yağdıran Esad ailesinin imdadına koşan İran, aynı yanlışlığı Yemen'de de sürdürüyor. Tıpkı Suriye'de olduğu gibi meseleyi bir mezhep savaşına dönüştürerek Husi hanedanının bir süre daha nefes almasını sağlıyor.
Ta ki Hürmüz'den sonra Kızıldeniz'de de İran varlık gösterebilsin. Bunun için dökülen Yemenlilerin kanının bir kıymeti yok. İster Zeydi olsun ister Sünni.

14