Meğer aynanın karşısına geçip bağırıyorlarmış. Gördükleri kendi suretleriymiş. "Diploması yok" diye yıllarca gündemi meşgul ettiler. Meğer "kazanamadıkları üniversitelerden" babasının parası, Meclis'teki dayılarının himmetiyle "kaçak diploma" almışlar.
Köprüleri, tünelleri, havalimanlarını gösterip "hırsız var" diye bağırırken meğer ülkenin en namlı hırsızlarından bir ordu kurmuşlar. Azla yetinmemişler. Vurgunsa şayet, tarihe geçmeli demişler.
Tarihte Guinness Rekorlar Kitabı'na dahi giren büyük banka soygunu 2005 yılında Brezilya'da gerçekleşmişti. 25 kişi 78 metre tünel kazıp Banco Central'den 71 milyon dolar çalmıştı. Bu miktar İstanbul'dakiler için çerez olmalı. İddiaya göre sadece Selahattin Demirtaş'ın eşi aday olmasın diye Avrupa'daki örgüt yetkililerine gönderilen para bile bunun iki katı.
İBB Başkanı ve yoldaşları hakkındaki ithamlar o kadar sarsıcı ki, bu suçlardan birkaçının işlendiğine bile hükmedilse "Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu" olarak tarihe geçecek. Telaffuz edilen rakam 560 milyar TL.
Şimdiye kadar siyasetçilerin, bürokratların hırsızlık yaptığına, şaibeli ihalelerle haksız servetlere sahip olduklarına şahit olduk. Kimisi yakayı ele verdi. Cezasını çekti. Kimisi firar etmeyi başardı.
Fakat bugüne kadar bir belediye başkanının yıllar içinde "rüşvet, irtikap, şantaj, tehdit, dolandırıcılık" gibi tüm katalog suçlarını sakız çiğner gibi işleyen "işlerinde" en mahir kişileri bir araya getirip bir örgüt kurduğuna şahit olmamıştık. Savcının iddiaları o kadar vahim ki, insanın okurken dudakları uçukluyor.
Bavullarla taşınan paraları görmüş, kimden geliyor, nereye gidiyor anlam verememiştik. DEM'in koşulsuz desteğini Erdoğan düşmanlığına yormuştuk. Oysa her şeyin bir bedeli olduğunu bilmeliydik.

110