Terörün temsilcilerinin himmetiyle sahip oldukları kürsülerden yağlı urgan fırlatan muhalefet gerçeği göremese de Türkiye büyük bir savaşın eşiğinde. Bölgemizde sadece ABD'nin değil, tüm Batı blokunun desteklediği, "İsrail'e kalıcı bir müttefik inşa etme projesinde" sona gelindi. Türkiye'yi zayıflatmak için düşmanlarımızın sınırsız desteğiyle 40 yıldır bize karşı savaşan PKK'ya ABD artık bir devlet hediye etmek üzere. Örgütün ABD'nin gölgesinde Suriye topraklarını işgal ederek ilan edeceği bu Teröristan'ı Batılı ülkeler tanıma yarışına gireceklerdir.
Üstelik ABD'nin silaha boğduğu PKK'ya bu cesareti sadece efendileri değil, birkaç koltuk uğruna yaptığı seçim ittifaklarıyla muhalefetin neredeyse tüm bileşenleri de verdi. Kısmi seçim zaferlerini PKK marşlarıyla kutlayanlar ise bugün Devlet Bahçeli'nin "sahici çözüm restine" Onuncu Yıl Marşı'yla cevap veriyor. İşte bu tam anlamıyla "ikiyüzlülük" ve aymazlık.
Sayın Bahçeli'nin "madem barış istiyor, silahlar sussun diyorsunuz, o halde PKK'nın kurucusu gelsin ve örgütü lağvettim, silahlarınızı bırakın diye çağrıda bulunsun" restini yaklaşan fırtına öncesi "son ikaz" olarak görmek gerekir.
Öcalan'ın örgüt ya da DEM üzerinde bir otoritesi kalmış mıdır, bilmiyoruz. Lakin dört yıldır her gün "tecrit kalksın, barış olsun" diye eylem yapan mensupları için bu çağrı bir samimiyet testi. Adeta kutsiyet atfettikleri, yakalandığında kendilerini ateşe verecek kadar bağlı oldukları liderlerinin çağrısı nasıl karşılık bulur
75 yıllık ömrünün üçte birini cezaevinde geçiren teröristbaşının ABD'nin kucağındaki örgüte "silah bırakın" çağrısında bulunmasının çok büyük bir etkisinin olmayacağını en iyi Bahçeli biliyor olmalı. Ancak DEM partiye oy veren yaklaşık 6 milyon seçmen için durum farklı. Örgütün ipini elinde tutan ABD-İsrail, TUSAŞ saldırısında olduğu gibi bir cevap verse de böylesi bir çağrı milyonlarca insan üzerinde bir kırılma etkisi yaşatacaktır. Teröristan'ı yok etmek üzere büyük bir savaşa girecek olan Türkiye için gerekli olan da işte bu "kırılma".
ABD'nin 1991'deki Körfez Savaşı'yla başlattığı sınırımızda "İsrail'le müttefik, Türkiye'ye kalıcı düşman bölge" oluşturma projesi, Irak'ın işgalini engelleme imkanımız olmadığı için 2003'te "kontrolsüz alan"

136