Enerji mücadelemiz ve takozlar

Türkiye enerjide ne yazık ki dışa bağımlı bir ülke ve durum I. Dünya Savaşı'nın bir neticesi olarak adeta tüm petrol kaynaklarının sınırlarımızın dışında "bıraktırılmasından" bu yana böyle. Cumhuriyet tarihi boyunca, bu durumdan kurtulabilmek için yaptığımız tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Bu makûs talihimizi değiştirmek isteyen hükümetler ya darbelerle yıkıldı, ya da tehditlerle teslim alındı.

Bu kötü gidişatı değiştirmeyi başaran tek liderin Erdoğan olduğu artık muhalifleri tarafından da kabul ediliyor. Nasıl aksi iddia edilebilir ki

Akdeniz'de sondaj yapacağımızı ilan ettiğimizde, hizmet aldığımız tüm şirketler bizi terk ettiler. Onlarla yol yürünemeyeceğini görünce, bu işi ancak kendi gemilerimizle yapabileceğimizi anladık ve işe koyulduk. Böylece Türkiye ikisi sismik, dördü derin deniz sondajı yapabilen dünyanın en modern doğalgaz arama gemilerine ancak "Cumhuriyet'in 93. yılında" 2016'da kavuştu.

Dünya pandemiyle sarsılırken Türkiye 2020 yılında Karadeniz'de ilk doğalgazını deniz tabanının tam 2500 metre derinliğinde buluyor ve bu gazı topraklarımıza getirebilmek için 170 km boru hattı inşa ederek, Filyos'ta gaz işleme tesisi kuruyordu. Şu anda günlük 6 milyon metreküp doğalgaz üretiyoruz. Bu miktar 20 milyon hanenin doğalgaz kullandığı ülkemizde 2.6 milyon evin ihtiyacının karşılanması demek. Önümüzdeki yıl bu miktar 10 milyon metreküpe çıkacak. Ayrıca yeni satın aldığımız "yüzer üretim platformuyla" ilave 10 milyon metreküp doğalgaz daha üretmeyi hedefliyoruz. Bu inanılmaz başarı "bizim hikayemiz".

Bu noktaya ulaşırken, hem içeride hem de dışarıda nasıl bir savaş verdiğimizi hepimiz biliyoruz. Üstelik ülkemizin enerji alanında verdiği savaşı küçük görme, alaya alma işi muhalefet çevrelerinde tam gaz devam ediyor. Vazgeçmiş değiller. Hepimiz biliyoruz ki, enerjide dışa bağımlılığımız bitmeden gerçekten tam bağımsız olamayacağız.

Yıllık 50 milyar metreküp doğalgaz tüketen bir ülke için, üretilen her enerji çok kıymetli. Satın aldığımız doğalgazın yarısından fazlasını elektrik üretmek için kullanıyoruz. İşte bu yüzden nükleer enerji bizim için hayati önemde. Dünyanın 31 ülkesinde toplam 412 nükleer reaktör var. Oysa bizim nükleer maceramız 2010 yılında yine Cumhurbaşkanı Erdoğan sayesinde