Direniş ekseni çöktü

Tam 47 yıl, bugün için hazırlanmıştı İran. Çocuklarını beşikte "İsrail'e ölüm" ve "Büyük Şeytan Amerika" ninnileriyle büyüttüler. Siyonistlerle büyük hesaplaşma uğruna ülkeler tarumar edildi. Dünyanın gördüğü en kanlı rejimlere sahip çıkıldı, hayal dünyasında kurdukları eksenleri yerinden sarsılmasın diye.

Yüz binlerce Suriyelinin bir yudum nefes alması bile çok görüldü. Direniş eksenine çomak soktular diye çıkarılan mezhep savaşında can verdi Iraklı çocuklar. Lübnan'dan Yemen'e "yeter artık yıkılsın bu karanlık düzen" diyen kim varsa İsrail'in adamı olmakla suçlanıp üzerleri toprakla örtüldü.

Meğer bu kadarmış İran'ın direniş ekseni. Bir ucunda Nasrallah vardı, eksen kaymasın diye Filistinlileri Lübnan'dan süren. Saklandığı bodrumda İsrail, eliyle koymuş gibi buldu, yok oldu.

Diğer ucunda ellerinden kan damlayan Beşar Esat. O da soluğu Moskova'da aldı. Eksenin Irak'a uzanan ucu tıpkı diğer Sünniler gibi Filistinlileri de çöllere sürgün ederken pek kibirliydi. Şimdi Irak'a alkışlayarak buyur ettiği ABD'lilerin kendi topraklarındaki üslerinden "Tahran vuruluyor mu" acaba diyerek semayı izliyorlar çaresizce.

Eksenin merkezindeki Tahran ise "kılına zarar gelirse dünyayı ateşe vereceğine" her Cuma ant içtiği Hamaney'i ilk saldırıda kurban verdi. Sadece o mu Birkaç saat içinde İran'ın neredeyse askeri/siyasi tüm liderleri yok oldu.

Bağdat'tan Humus'a uzanan gariban yurtlarda yürüdüklerinde heybetinden ödün vermeyenler Amerikan fırtınasında dağılıp gittiler.

Bunun için miydi ömrümüzden çalınan 47 yıl.

Taiz'de yaşadığımız açlık, Halep'te uğradığımız yıkım, Şam'da yüzülen derilerimiz bunun için miydi

Şimdi neden yaramıza bigane kalıyorlar diye sormasın yüzsüzce, kibirleri yaslandıkları Elburz Dağı gibi yüksek olanlar.

Hırsızın hiç mi suçu yok Var elbette, hem nasıl. 25 yıldır döktüğümüz her kanlı göz yaşının müsebbibi İsrail ve Amerika.