Devrim bu tuzağa düşmemeli

İnsanlığın gördüğü en korkunç rejimlerden birisi olan Esat diktatörlüğü 10 yıl önce çökebilir ve yüzbinlerce insan ölmeyebilirdi. Ancak Batılı sömürgeciler ve İran'daki mollalar 2014 yılında el ele verip devrime tuzak kurdular ve istikametinden saptırdılar. Bugün aldıkları ağır hezimetten sonra ise benzer bir oyunu sahneye koydular. Fakat ağır bedeller ödeyerek 13 yıl sonunda edindikleri tecrübe sayesinde devrimciler artık bu oyuna gelmeyecekler.

2011'de Suriye'nin tüm şehirlerinde barışçıl protestolarla başlayan devrim, üçüncü yılına geldiğinde ülkenin neredeyse tüm şehirlerini rejimden kurtarmayı başarmıştı. Geriye sadece başkent Şam kalmıştı. Hatta Duma ve Guta gibi başkentin banliyöleri dahi kurtarılmış, Şam'ın merkezine ulaşmaya sadece birkaç kilometre kalmıştı.

İşte emperyalistlerin mollalarla birlikte tezgahladığı oyun bu sırada devreye girdi. İki koldan ilerlediler: Batılılar "hilafet, İslam devleti ve Kudüs'ün kurtarılması" gibi cezbedici sloganları kullanan örgüte katılmak üzere dünyanın her yerinden Müslüman gençlerin Suriye'ye gitmesine göz yumarak, hatta teşvik ederek DEAŞ'ın büyümesini sağladılar. Onlar ise Şam önlerine gelmiş devrimcileri tekfir ederek kolunu kanadı kırdılar, binlercesini katlettiler.

İkinci kol ise geçtiği her yerde mezhepçi fanatizmin kanlı izlerini bırakan, türbelere saldıran DEAŞ'ın çirkin yüzünü göstererek Suriye'ye on binlerce Şii militanı sokan İran eliyle ilerledi. Böylece bir diktatöre karşı halk ayaklanması olarak başlayan devrim, mezhep savaşına dönüştü. İran ise ABD eliyle Irak'ı işgal ederek başladığı "genişleme projesine" Suriye'yi dahil ederken, yine Batılı dostlarının desteğini almayı başarıyordu.

DEAŞ öylesine kullanışlı bir malzemeydi ki, 1991'deki Körfez Savaşı'ndan beri coğrafyamızda PKK eliyle bir teröristan kurmayı hedefleyen ABD'ye istediği her şeyi vermişti. Artık PKK'lılar batılı başkentlerin gözünde "dinci fanatizmden dünyayı kurtaran" kahramanlardı.

İşte Suriye halkı bu yüzden Esat rejimi gibi gerçekte çökmüş bir yapıyı devirmeye odaklanmaktan uzaklaşarak, bir yandan DEAŞ diğer yandan PKK ile savaşmak zorunda kaldı. İran'ın ülkeye doldurduğu mezhepçi fanatiklerle mücadele ise hepsinden daha zor ve kanlı olacaktı.

Suriyeli devrimcilerin PKK'yı ve İran yanlısı militanları savaşarak durdurmaktan başka çareleri yoktu. Fakat DEAŞ tehdidini henüz büyümeden engelleyebilirlerdi