CHP'nin planı tutar mı

Siyasette yumuşama ya da normalleşme olarak tanımlanan sürecin sahici bir mecrada yürümesi mümkün görünmüyor. Çünkü CHP tarafını bu yola iten temel amil, Türkiye'ye nefes aldırmak değil.

Görülen o ki, CHP'nin iki hedefi var: Yerel seçimlerde muhafazakar seçmenden gelen dolaylı desteği kalıcı hale getirmek ve şaibeli bir şekilde seçilen genel başkanlarının rakipleri karşısında koltuğunu sağlamlaştırmak.

Ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan muhafazakar ve milliyetçi seçmenin gözündeki CHP algısını değiştirme süreci aslında Özel'le değil Kılıçdaroğlu ile başladı. CHP içerisinde İslam'a alerjisi olan kesimlerin Özgür Özel'e yönelik eleştirisi bu açıdan tutarlı değil. Altılı masanın takunyalılarını Erdoğan'ı devirmek hülyasıyla bağırlarına basanların bugün Özel'e kızgınlıkları anlamsız olduğu kadar gerçekçi de değil.

Eğer samimi olsalardı tepkilerini İmamoğlu'na da yöneltmeleri gerekirdi. Çünkü İmamoğlu'nun seçim kampanyasında kullandığı görsellerin büyük çoğunluğunda başörtülüler, sakallı hacı amcalar ve CHP elitlerinin sürekli kavgalı olduğu Anadolu insanı vardı.

CHP'nin birinci planı bu. Ancak bu plan daha yolun başında tökezleyecek gibi. Üniversite sınavına girecek öğrencilere müftünün dua etmesini içine sindiremeyen, İlahiyat Fakültesi mezuniyet töreninde Kur'an okunmasına öfkelenen damar CHP'nin adeta aortu gibi. Kesilse beden kan kaybından ölür.

Özel'in İmamoğlu ve diğerleri karşısında koltuğunu güçlendirme planı ise rakiplerinin Erdoğan düşmanlığı duvarına tosluyor. Cumhurbaşkanı ile samimi pozlar vermesinin üzerinden daha saatler geçmeden İmamoğlu'nun yanında soluğu alan Özel'in "MHP'yi suç ortağı, Ak Parti'yi ise suçlu ilan etmesi" bu paniğin en net ifadesi.

İktidarın bir tarafına tutunabilmek için CHP'nin önünde tek seçenek var: Cumhur İttifakı'nı dağıtmak ve Erdoğan imajını zedelemek. CHP'ye akıl verenlerin ise unuttuğu bir şey var. Karşılarındaki kişi bir siyaset dehası olan Erdoğan.

Cumhurbaşkanı Çözüm Süreci'yle terör ile Kürt halkının arasına kalın bir çizgi