CHP neden korkuyor

Hüzünlerini anlıyorum, öfkelerini de. Yetmiş beş yıllık aradan sonra seçimlerden başarılı çıkmışlardı. Elde ettikleri küçük iktidar alanlarını tarihlerinde ilk defa darbecilerin himmetiyle değil, halkın desteğiyle kazandılar. Tamam, şerh düşelim; FETÖ'nün, PKK'nın, AK Parti küskünlerinin, muhteris İslamcıların, İslamsız Türkçülerin coşkulu desteğini almış olabilirler seçimlerde. Olsun. Sonuçta tarihlerinde ilk defa "özgür bir seçimde" başarı kazandılar.

Üzüntüleri tam da bu yüzden zaten. Nefretle baktıkları, tahammül edemedikleri iktidarı çeyrek asır sonra devirebileceğine inandıkları kim varsa ellerinde kaldı. Büyük bir hüsran bu. Gandi dediklerini kendi ekranlarından aşağılıyorlar şimdi. Ankara'da doğduğuna inandıkları güneş faşist damarı kabarıp Kürtlere çemkirdiğinde, Saraçhane'de şaşkın ördek yavrusu gibi kalakaldılar. En fazla güvendikleri isim ise hırsızlıktan dört duvar arasında şimdi.

Ortalığa saçılan iddialara değil bu kızgınlıkları. Yolsuzluk ve hırsızlık yapıldığını kendileri de biliyor. Mahkeme kapılarında itiraf dilekçesi kuyruğuna girenleri hepimizden daha iyi tanıyorlar çünkü. Öfkeleri, sonuca bu kadar yaklaşmışken, umut bağladıklarının bu kadar menfaatperest ve bencil çıkmasına. Biraz daha sabredebilirlerdi oysa. Boğaza nazır köşkleri sonra da geçirebilirlerdi zimmetlerine. İktidar değişene kadar sabredebilirlerdi. Fakat dayanamadılar. Umutlarını yok ettiler kendi kitlelerinin.

CHP seçmenine hakim olan hüzün ve öfkeyi anlamak mümkün. Lakin CHP yöneticilerini tesiri altına alan duygu bu ikisi de değil. Onlar korkuyorlar. Hem de çok derinden.

İktidarın başarısız olmasına bağlamışlardı umutlarını. Dış politikada, ekonomide, yatırımlarda ve iç barışın sağlanmasında iktidar yalpalarsa kendilerine alan açılacağını düşünüyorlardı.

İktidarın otoriter bir rejim kurmasından değil, özgürlük alanlarını genişletmesinden" tedirgin oldular. İstediler ki, herkesin yaşam tercihlerine müdahale edilsin, kendi iktidarlarında yaptıkları gibi. Oysa iktidar olabildiğince genişletti tüm alanları. Hırslarından anadan üryan atlıyorlar sahnelere de, kimse dönüp yüzlerine bakmıyor. Ramazan ayında rakıyla yıkıyorlar Kadıköy sokaklarını da, kimse dönüp tek laf etmiyor.

14 yıl boyunca "artan beş milyon boğaz" üzerinden okudular katliamın sıradanlaştığı Suriye'yi. Öyle pervasızlardı ki, kör testereyle doğrananlara tiksintiyle bakıp, katillerine övgüler düzdüler. Bu kan denizinin kuruyup, Emeviyye Camii'nde bir gün namaz kılacağına inananlarla dalga geçtiler. Oysa Hz. Ömer'in askerlerinin inşa ettiği mihrapta varılan secdelere Türk bayrağı eşlik ediyor bugün.