Cami alerjisinin ilacı var mı

İstanbul'un siluetinin nadide bir parçası olan Kadıköy nihayet eksiğini tamamlayacak. Rıhtımdaki cami inşaatı koparılan onca fırtına arasında sonunda başlayabildi.

CHP'li Kadıköy Belediyesi, Anıtlar Kurulu'nun onayına rağmen aşındırdığı mahkeme kapılarından eli boş döndü. Yakında Kadıköy sahilinde de minareler yükselecek, tıpkı Üsküdar ve Fatih'te olduğu gibi.

İstanbul'u ziyaret eden yabancılar şehirdeki minarelerin çokluğundan hep etkilenmişlerdir. Türkiye'de Çocuk Kalbi isimli kitabıyla tanınan İtalyan yazar Amicis, adeta bir denizi andıran minarelerin, şehirdeki Jüstinyen'in ve Truva harabelerinin sütunlarını, Kadıköy kiliselerinin mermerlerini hatta Antik Mısır'ın fil payelerinin etkisini bastırarak görkemli beyazlığıyla İslam'ın zaferinin nişanesi olduğunu yazar.

Amicis'in bile istisna tuttuğu yer Kadıköy'dür. Çünkü şehrin görüntüsüne hakim olan camiler ve minareler bir tek boğazın diğer kısmında yoktur.

Osmanlı, şehrin merkezi durumundaki Fatih ve pek sevilen Üsküdar'ı camilerle donatırken Kadıköy'ü ihmal etmiştir.

Çünkü Kadıköy 1960'lara kadar bir sayfiye yeriydi. Evliya Çelebi yedi Rum mahallesinin yanında, birkaç yüz haneli tek Müslüman mahallesi olan bu küçük semtte 600'den fazla bostan bulunduğunu yazar. Yani fetihten iki yüzyıl sonra bile bölgede çok az kişi yaşıyordu. Oysa bugün 450 bin nüfuslu koca bir ilçe.

Kadıköy rıhtımındaki tek cami Sultan III. Mustafa'nın adını taşıyan mütevazı bir yapı. Şehirdeki 3.500 caminin sadece 65'i Kadıköy'de bulunuyor. Onlar da çoğunlukla son elli yıl içinde yapılan küçük ölçekli binalar. Yani bölgede camiye ihtiyaç var.

Süleymaniye, Ayasofya, Sultanahmet gibi şehre mührünü vuran yapılar boğazın bir yakasını süslerken, diğer yakası öksüz gibi. Üsküdar'daki Mihrimah ve Valide camileri de olmasa, diğer yaka çorak bir beton ormanı gibi görünecekti.