Trump yangın yerine dönen bölgemizin üzerine elinde benzinle koşadursun, Cumhurbaşkanımız dünyada barışın sağlanması için Asya'da adeta fırtına gibi esiyor. Malezya, Endonezya ve Pakistan'da şahit olduğumuz manzara, Erdoğan'ın Arap sokağında var olan itibarının Asya'da çok daha büyük olduğunu gösterdi.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim'in cumhurbaşkanımızı İslam dünyasının lideri olarak tanımlaması hamasi bir yaklaşımdan çok, Türkiye'nin dış politikada sergilediği dik duruşun Asya'nın Müslüman nüfusunun en kalabalık olduğu bu bölgesinde nasıl karşılık bulduğunu gösteriyor.
21. yüzyılda hızlı ekonomik kalkınma yaşayan Malezya ve Endonezya gibi ülkeler için Türkiye'nin son 20 yılda ortaya koyduğu model sadece burada değil, 250 milyonu aşan nüfusuyla Pakistan için de örnek oluşturuyor. Bir zamanlar ülkemizde "Türkiye Malezya olur mu" diye tartışıldığı düşünülecek olursa, artık bir model inşası konusunda rüzgarın çoktan Anadolu'dan Asya'ya doğru estiği görülüyor.
İslam dünyası denildiğinde bugüne kadar 300 milyonluk nüfusuyla akla Arap dünyası geliyordu. Oysa Türkiye'nin öncülük ettiği politikaları gönüllü olarak destekleyen Asya'nın sadece bu üç ülkesinin nüfusu 600 milyonu aşıyor. Buna Türkistan ve Kafkasya coğrafyasındaki Türk ülkelerini de dahil ettiğimizde ülkemizin etki alanının genişliği çok daha fazla anlamlı hale geliyor.
Artık dünya ABD ve İsrail'in her istediğini kolaylıkla yapabileceği bir vaziyette değil. Türkiye bir yandan Asya'da üstelik stratejik ya da dönemsel değil daimi müttefiklerini artırırken, Suriye sahasında olduğu gibi büyük bedeller ödeyerek Kudüs'ün eteklerine ulaşmış durumda.
Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle "Trump'ın anlayamadığı gerçek" bu. ABD'nin yüzlerce düşünce enstitüsünün gece gündüz çalışarak ürettiği çözümler Irak'tan Afganistan'a kadar tüm bölgeye sadece kan getirmişken, Türkiye haksızlıklara karşı susmayan tavrı ve ahlaki zeminde güçlendirdiği ilişkileriyle güven duyulan bir aktöre dönüştü.

97