Cumhuriyet tarihimizin en büyük yolsuzluk davası, sanıkların çokluğu sebebiyle Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda yapılıyor. Hal böyle olunca en büyük sorun tuvaletlerin miktarı olmuş durumda.
Gerçi mahkemenin koridorları boyunca 50'den fazla tuvalet inşa edilmiş ama suçlamaların büyüklüğü karşısında ıkınıp sıkınıp cevap veremeyenler soluğu helada alınca yargımızın yeni bir sorunu daha ortaya çıktı.
Merak etmiyor değiliz, acaba milletin yüz milyarlarca lirasının barlardan pavyonlara, teknelerden otel odalarına uzanan mekanlarda buhar olup uçmasının sorgulandığı günahları kaç hela temizler
Bu suç örgütünün lideri olmakla itham edilen sabık başkan Cumhuriyet Gazetesi'ne yazı yazmış. "Tanımıyorum" diyor özetle.
76'dan fazla itirafçı tespih tanesi gibi dizilip önüne getiriliyor. Fakat İmamoğlu yazdığı yazıda "ağabeyim" diye hitap ederek tartıştığı, beddualaştığı kişileri görmezden gelip bir kişiyi, evet bir kişiyi tanımadığını söylüyor.
Demek o kişiyi tanısa her şey değişecek. Bundan hareketle "yargı rezaleti" diyor mahkeme sürecine. Hakim etkin pişmanlıktan yararlanan kişiye dönüp, "Sanık İmamoğlu'nu tanıyor musun" dememiş çünkü.
Oysa Mahkeme Başkanı, işadamı Muzaffer Beyaz'a "Murat Çalık sizden Hasan İmamoğlu'na daire verilmesi için talepte bulundu mu" diye sorup "ağabeyimden duydum" diye cevap alınca savcı ne yaptı biliyor musunuz
"Duyumla tanıklık olmaz" deyip Beyaz'ın çelişkili beyanları sebebiyle tutuklanmasını talep etti. İşte İmamoğlu'nun sakat dediği yargılama böyle bir titizlikle sürüyor.
Şimdi sormak lazım İmamoğlu'na, "Mustafa Keleş'i, Cemal Üneş'i, Aziz İhsan Aktaş'ı, Muhittin Böcek'i de mi tanımıyorsun" diye.
Öyle ya, Böcek kendisinden 15 milyon Euro rüşvet istediğini, bunun 5 milyonunu da verdiğini itiraf ediyor. Cevap var mı

11