Hizbullah-İsrail Savaşı'nda pazar gecesi bir ilk yaşandı. Siyonistlerin yıkılmaz diye övündükleri hava savunma sistemi çöktü ve Binyamina Bölgesi'ndeki İsrail askeri üssü yerle bir oldu. İsrail ambulansları sabaha kadar hastanelere yaralılarını taşıdılar. Kendi açıklamalarına bakılırsa kayıpları 4'ü, yaralıları ise 70'i buldu. Hizbullah'a göre ise ölen İsrail askerlerinin sayısı 40'ı geçti.
Aslına bakılırsa kaç askerin öldüğünün bir önemi yok. İsrail'in gizleyemediği gerçek, Hizbullah'a ait SİHA'ların kendilerini en güvende hissettikleri bir karargaha ulaşabilmesidir. Bu İsrail'in 7 Ekim'de büyük hasar alan ve bir yıldır Gazze'de eşi görülmemiş bir vahşet uygulayarak tamir etmeye çalıştığı imajının bütünüyle yok olması anlamına geliyor.
İsrail'in Arap Orduları karşısında elde ettiği zaferlerin, Hamas ve Hizbullah gibi örgütler karşısında dağılması bize pek çok şeyi gösteriyor. İlk alacağımız ders, İsrail'in gücü kendisinden değil, düşmanlarının dağınıklığından kaynaklandığıdır.
Eğer İran, Irak işgalini bir fırsat olarak değerlendirmeyip, nüfuz savaşı vermek yerine ABD karşıtı direnişi destekleseyedi bugün Irak bambaşka bir ülke olurdu. Bir mezhep savaşı yaşanmaz, milyonlarca insan mülteci durumuna düşmezdi. Irak Halkı, İran'a rağmen ABD işgalini sonlandırmayı başardı. Bir de İran'ın desteği olsaydı, kim bilir sonuç ne olurdu
Aynı şekilde, İran yıkılmak üzere olan Esat rejimini desteklemek yerine, Suriye Halkı'nın yanında yer alsaydı bugün Suriye bambaşka bir ülke olurdu. Suriye muhalefeti iktidara geldikten sonra, güçlü bir ülke kurabilir miydi, yoksa güçlü bir siyasi önderlikten mahrum oldukları için birbirlerine mi düşerlerdi bilinmez.
Fakat kesin olan bir şey var ki, o da bir diktatöre karşı başlayan ayaklanma mezhep savaşına dönmez, milyonlarca insan mülteci durumuna düşmezdi. İran ise Suriye Halkı'nın gönlünde taht kurardı. Çünkü Suriyeliler, İran devriminin tüm "Müslümanlara umut aşıladığı" iddiasına 1982'de inanmış, Hama'da ayağa kalktıklarında Humeyni'nin kendilerini destekleyeceğini düşünmüşlerdi. Lakin hüsrana uğradılar. Said Havva gibi Suriyeli önderler, İran'dan destek yerine düşmanlık görmeselerdi, Irak'a sığınmazlardı.
İsrail Askeri Üssü'ne düzenlenen hava saldırısı, Gazzeli bebeklerin acısını yüreklerinde hisseden her insanı mutlu etmiş olmalıdır. Elbette hiç kimse bu kısmi zaferlere sevinirken, Hizbullah'ın Suriye Halkı'na karşı işlediği suçları unutamaz. Özellikle de sırf bu yüzden Lübnan'a sığınmak zorunda kalan Suriyeli mültecilerin unutması mümkün değil.

113