Ülkemizdeki on binlerce caminin minarelerinden salalar yükseliyor. Müezzinler Filistin halkının seçilmiş Başbakanı ve işgale karşı direnişin başkomutanı İsmail Haniye'nin şehadet haberini duyuruyor. Bununla yetinmiyor Türkiye: Cumhurbaşkanlığı kararı ile ülkede bir günlük milli yas ilan ediyor.
Hayır, İsmail Haniye'nin Filistin davası için yaptıklarını anlatmayacağım. İşgal altındaki ülkesinin bağımsızlığı için evlatlarını, torunları ve nihayet kendisini feda eden bir liderin verdiği mücadele yeteri kadar anlatıyor zaten Haniye'yi. Okunan bu salalar, gerçekte kimin ve neyin öldüğünü duyuruyor Bunu anlatacağım.
Filistin'in kutlu lideri için milli yas ilan edilmesine İyi Parti Başkanı Müsavat Dervişoğlu "Bu Türk milletinin yası değil. Bu bir dayatma" diyerek tepki göstermiş. Bir diğer tepki de Dervişoğlu'nun eski yoldaşı Ümit Özdağ'dan gelmiş. "Bu yas bizim değil, bir grup fanatik İhvancı AKP'linin yasıdır" demiş. Haniye'nin alçakça bir saldırıyla şehit edilmesini "tasvip etmiyoruz" sözleriyle değerlendiren CHP'den nasıl bir ses çıktı, aslında merak dahi etmiyorum. Türk siyasetinin bu ilkel figürlerinin geçirdiği öfke nöbetlerini de anlayışla karşılıyorum. Çünkü gökyüzünde yankılanan bu salalar onların Batı'ya kapıkulluğu yapan müflis zihniyetlerinin salasıdır.
1993 yılıydı. Cumhurbaşkanlığı makamında "başörtülüler okumak istiyorlarsa Arabistan'a gitsinler" diyen Demirel oturuyordu. İstanbul'da bir gece çok sayıda eve baskınlar yapılmış ve onlarca genç gözaltına alınıp, medyaya suç aletleriyle birlikte teşhir edilmişti. Suç aletleri "Kur'an, tefsir kitapları, kelime-i tevhid bayrağı ve Filistin poşusuydu". Gazeteler ertesi gün "Terör örgütü Hamas'a operasyon" başlığıyla haberi duyuracaklardı.
90'lı yıllarda sıkça tekrarlandığı için artık vaka-i adiyeden sayılan operasyonlardan biriydi sadece. Şehirlerimizi PKK'lı teröristlerin saldırılarına, milleti sefalete teslim etmiş eski Türkiye'de manzara buydu. Aslında gençler Marmara, İTÜ ve Yıldız Teknik'te okuyan üniversite öğrencileriydi.

147