Bolu'daki katil belli

36'sı çocuk 78 insanımız çaresizlik içinde can verdi. Hiçbir şey yapamadık. Gözlerimizin önünde yitip gittiler. Ateşin düştüğü ocaklar bu ağır kederi asla unutmayacak.

Fakat acı olan şu ki, biz unutacağız. Hem de hiç vakit kaybetmeden. Öyle hızlı unutacağız ki, alevler yanı başımızda göğe yükselirken kayak tatilimize küçük bir ara bile vermeyeceğiz.

Gerçek katil bu yüzden yöremizden hiç eksik olmayacak. Bu duyarsızlığımız çürütecek bizi.

Birbirlerinin üzerine suçu atan kurumlarımız değil tek sorumlu olan. Gerçek katil, "hallederiz abi"yle tüm işlerini çözmeyi alışkanlık haline getirenlerdir.

Otelleri denetlemekle görevli olan bakanlık mıdır, yangın raporu verecek kurum belediye midir Aslında günlerdir konuştuğumuz bu sorunun cevabını hepimiz biliyoruz.

İtfaiyenin uygun değil raporu verdikten hemen sonra otelin sahibinin neden dilekçesini geri çektiğini, birkaç gün sonra sadece kafe kısmına nasıl uygun raporu verildiğini anlamak için Türkiye'de yaşıyor olmak yeterli. Çünkü hepimiz işler sarpa sardığında mutlaka birilerinin "bir şeyler karşılığında" sorunları "halledebildiğini" çok iyi biliyoruz.

İşletme sahibinin tatil sezonunun en parlak olduğu bir dönemde başını ağrıtmamak için kesenin ağzını açabileceğini, eksikliği çözmek yerine bunu ranta çevirmek isteyen yöneticilerin ellerini ovuşturabildiğini görmemek için ya kör olmak gerek ya da insan hayatının ucuz olmadığı bir coğrafyada doğup büyümek.

Hangi birine öfkelenelim Daha duman karasına boyalı cenazeler belediyenin ödünç aldığı tavuk kamyonuna yüklenmeden, partisinin ekranlarına koşup kendini temize çıkarmaya çalışan Tanju Özcan'a mı Yoksa uygun diye rapor yazan başkan yardımcısına mı