Avrupa Birliği Parlamentosu seçimlerinde "aşırı sağ ve yabancı düşmanı" olarak tanımlanan grupların yükselişi tuhaf bir tedirginliğe sebebiyet verdi. Duyan da Avrupa'da iktidardaki partilerin "insan hakları için mücadele eden, emperyalist savaşları engellemeye çalışan, insanca yaşamı ve hoşgörüyü savunan" yapılar olduğunu sanır.
Herkesin gözleri önünde canlı olarak yaşanan Gazze Soykırımı bu partilerin iktidarında yaşanmıyor mu İsrail'in dostu; Irak, Suriye ve Afganistan'daki katliamların en büyük destekçileri Avrupa'nın bu merkez sağ partileri değil mi Endişeye gerek yok. Avrupa Hıristiyan Demokratlarının ve diğer sağ bileşenlerinin olduğu Avrupa Halk Partisi (Epp), 720 sandalyenin 185'ini alarak iktidarlarını korumayı başardı.
Sosyalistlerin ikinci olduğu seçimlerde İtalya Başbakanı Meloni'nin liderliğini yaptığı Muhafazakarlar ve Reformistler (ECR) Partisi 73 koltuk kazanarak 4. oldu. ECR'den daha radikal bir çizgide yer alan Kimlik ve Demokrasi Partisi (ID) ise Avrupa Parlamentosu'nda 5. büyük grubu oluşturarak 58 sandalye kazandı. Bu parti AB'nin ülkelerin iç işlerine karışmasına, Türkiye gibi İslami kimliği olan bir ülkenin AB'ye katılmasına ve göçmenlerin Avrupa'ya gelmesine karşı çıkıyor. En önemli üyesi Le Pen'in partisi Ulusal Birlik. İtalya'da Salvini'nin partisi, Hollanda'da Türk düşmanı Geert Wilders'in partisi PVV de bu partinin üyelerinden.
Aşırı sağcı olarak nitelenen bu partilerin göçmen karşıtlığı temelinde bir araya geldiği düşünülse de, aslında onların temel motivasyonu AB karşıtlığı. Avrupa Birliği'nin ülkelerinin ulusal kimliğini zedelediğine inanıyorlar. Her biri gerçekte ülkelerinin bağımsız hareket etmesi gerektiğini ve birliğin ekonomilerine zarar verdiğini düşünüyor. Göçmen sorunu gerçekte sadece bir paravan. Neden mi
Fransa'da yaklaşık olarak 500 bin mülteci bulunuyor ve her yıl 60 bin civarında mülteci başvurusu kabul ediliyor. Başvuranların içinde birkaç yıldır Afganlar birinci sırada yer alsa da, aslında bu sayı hiç de büyük değil. Geçtiğimiz yıl başvuran kişilerin sadece 17 bini Afgan'dı.
68 milyonluk nüfusuyla Fransa'daki en büyük yabancı grup aslında Fransız vatandaşı olan Afrikalılar. Cezayir, Tunus ve Fas gibi Fransa'nın uzun yıllar işgali altında kalıp, zorla II. Dünya Savaşı sırasında Almanya'ya karşı savaştırdığı Magriplilerin çocukları

131