Anlaşıldı. Silah bırakmayacaklar

PKK terör örgütünün tasfiye süreci birkaç göstermelik hamlenin ötesine geçebilecek mi Bu sorunun cevabı PYD'nin alacağı tavırla ortaya çıkacak.

Suriye'de son bir haftadır yaşanan hadiselere kadar, Öcalan'ın çağrısına yalnız Kandil'in değil "gerçek muhatap" olan PYD'nin de olumlu cevap vereceği düşünülüyordu. Gerçek muhatap, çünkü Türkiye'yi tehdit eden varlık Irak'ta saklandıkları delikten başlarını dahi kaldırmaya cesaret edemeyen bir avuç terörist değil.

Asıl tehdit sınırımızın dibinde "ABD'nin silahı, Avrupa'nın himayesi ve İran'ın desteğiyle" yüzlerce kilometre karelik bir alanı kontrol eden Suriye PKK'sı. Böyle olmasaydı tüm dünyayı karşımıza almak pahasına Suriye'de dört büyük harekat düzenlenmek zorunda kalmaz, ABD ve İsrail'in planı olan Sincar'dan başlayıp Afrin'den Akdeniz'e ulaşacak terör koridorunu çökertmek için bunca bedeli ödemezdik.

Suriye'de sahneye konulan İsrail-İran ortak yapımı darbe teşebbüsü iki şeyi hedefledi: Birincisi, ülkede yaşanacak kaos sayesinde yeni hükümetin "üniter devlet" hedefini baltalamak. İkincisi ise tasfiye sürecindeki PKK'nın Suriye kolunun silah bırakmasını engellemek.

İlkinde başarılı olabilmeleri için Nusayri azınlığın yoğun yaşadığı birkaç yerleşim yerinde kontrolü ele geçirmeleri ve bir direniş hikayesi yazmaları gerekiyordu. Oysa Esat'ın gözü dönmüş katil sürüsü alışkın oldukları gibi vahşete başlayınca durum değişti. Orduya yeni katılmış eğitimsiz genç askerleri gece baskınında boğazlayıp cesetlerini yaktılar. Yoldan geçen sivilleri araçlarında ateşe verdiler. Hastaneleri kundakladılar.

48 saat içinde sergiledikleri bu kan banyosu karşısında, ülkenin her şehrinde yüzbinlerce insan İran komplosunu reddeden ve hükümeti destekleyen gösteriler düzenleyince oyun bozuldu. Dördüncü günün sonunda Suriye Ordusu beklemedikleri hızda organize olup şehirlerde kontrolü sağladı.

Teröristlerin darbe teşebbüsü akamete uğrayınca sosyal medyada "Aleviler katlediliyor" kampanyası başlatarak mağlubiyetlerini avantaja çevirmeye çalıştılar. Bu tarih boyunca şebbihanın, haşhaşinin, karmatinin alışkanlığıdır. Hiç değişmez.

Utanmaları yoktur. Bir milyon Sünni kıtır kıtır doğranırken, arsızca "bize ne Suriye'den" derler. Devran dönüp ilkel rejimleri çöpe atıldığında "Suriye'ye koridor açın. Yoksa İsrail'den yardım isteriz" derler.

Suriyeli bebekler kimyasal silahlarla katledildiğinde, sırıtırlar necaset akan yüzleriyle. "Defolsun" kampanyası yapar, garibanın suyunu keser, evini ateşe verirler. Yoldaşları sigarasını Müslüman bedenlerin közünde yakarken gizlemez sevincini. Lakin yalan üretmesi gerektiğinde habis sözlerine destek için, kendi cürmünü yıkar Müslümanın üstüne. Ne yalandan haya eder ne küfürden ne de iftiradan.