Amerika'nın planı yine duvara tosladı

Herkesin dilinde bozuk plak gibi tekrarlanan o efsane bir kez daha çöktü. Güya ABD gibi büyük küresel güçler yüz yıllık planlar yapar ve tüm dünya bu kusursuz planlar etrafında şekillenir. Oysa ABD uzun bir süredir hangi ülkeye karıştırmak için elini uzatsa hezimete uğruyor. Bunun son örneği ismini Amerika kıtasında sömürgeciliğe karşı başkaldırının sembol ismi Bolivar'dan alan Bolivya oldu. ABD destekli darbe teşebbüsü, halkın meydanlara çıkmasıyla yıkıldı.

ABD gibi emperyal ülkeleri gözlerinde çok büyütenlerin görmezden geldikleri bir hakikat var: Halkların iradesi. Bu irade kimi zaman 20 yıl sürse de Afganistan'da olduğu gibi işgalciyi topraklarından atmayı başarıyor. Kimi zaman Venezuela örneğinde olduğu gibi, tüm Batı'yı ardına katıp darbeye kalkışsa da Guaido gibi işbirlikçileri bozguna uğratıyor.

Bolivya'daki darbe teşebbüsüne karşı Devlet Başkanı Luis Arce ve eski lider Evo Morales'in halkı sokaklara çağırması üzerine binlerce kişi tankları püskürtmeyi başardı. Kurulduğundan bugüne 180'den fazla darbeyle muhatap olan Bolivya'da halkın bu kez meydanlara çıkması, 15 Temmuz Direnişi'nin dünya çapında estirdiği etkiyle ilişkilendiriliyor. Çok da haksız bir değerlendirme değil şüphesiz.

Darbeye ilk tepkinin Türkiye'den gelmesi de dünyanın artık ABD'nin istediği bir kulvarda devam etmeyeceğinin açık göstergesi. Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik'in "Bolivya'da seçilmiş hükümetin ve Bolivya halkının demokratik iradesinin yanındayız" sözleri büyük bir paylaşım savaşının eşiğindeki dünyada Türkiye'nin nerede konumlandığını gösteriyor.

Darbeye karşı Türkiye ile birlikte sesini yükselten ülkelerin Amerika kıtasındaki Meksika, Venezuela ve Brezilya gibi önemli ülkeler olması da manidar. Çünkü bu ülkeler de ABD'nin tüm çabalarına karşı iradelerini teslim etmediler, direndiler.

Bolivya'da 13 yıl süren Morales iktidarında ülkede doğalgaz ve petrol millileştirilmiş, Batılı şirketler kovulmuş, hazine dört kat büyümüştü