23 yıldır iktidarda olmasına rağmen Ak Parti'nin gençliği kuşatamadığı, artık orta yaş ve üstünün partisi olduğu iddia ediliyordu. Partinin Kocaeli'de düzenlediği Gençlik Şöleni iddiayı büyük oranda boşa çıkardı.
Gerçek şu ki, Gençlik Kolları Başkanı Yunus İbiş büyük iş başarmış.
Ülkenin farklı yerlerinden gelen on binlerce genç stadyumu doldurmakla kalmadı, izdihamdan içeri giremeyenler dışarıyı miting alanına çevirdiler.
Güldüler, eğlendiler, marşlara ve şarkılara eşlik ettiler; oynadılar, dans ettiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın stadyuma geldiği anda ise heyecan doruk noktasına ulaştı.
Yolsuzluk girdabında eriyen muhalefet, gençlerin bu coşkusu karşısında oldukça paniklemiş olmalı. CHP'nin medya organları bu yüzden olsa gerek kalabalığın içinden cımbızla görüntü toplamaya çalıştı. Hatta bazıları daha da ileri gidip dans eden gençlerin görüntülerini tekrar tekrar yayınlayarak, bu gençlerin Ak Parti kimliği taşıyamayacağını öne sürdü.
Ak Parti'yi destekleyen bazı sosyal medya kullanıcıları da şölene CHP'nin kanallarıyla benzer eleştiriler getirdiler. İki tarafın ortak bir noktada buluşması tuhaf gelebilir ama anlamsız değil. Çünkü her iki taraf da gençleri tek bir şablon içinde görmek istiyor.
CHP'lilere göre gençlik Saraçhane'deki İmamoğlu'na destek eylemlerinde gördüğümüz profilde olmalı. Şölendeki çeşitlilikten rahatsız olan tayfaya göre ise gençliğin profili 90'larda MGV'nin düzenlediği Fetih Kutlamaları'ndaki gibi olmalı herhalde.
Gençliğin nasıl olması gerektiğine kim karar verebilir
Bir kitle partisinde gençliğin tornadan çıkmış gibi "aynı giyim kuşama, aynı hayat tarzına" sahip olması gerektiğini kim söyleyebilir
Ak Parti 90'ların Refah Partisi değildir.
Öyle olsaydı ne iktidar yüzü görebilir ne de bunca yıl iktidarda kalabilirdi. Ak Parti'yi iktidara taşıyan şey Refah'ın içinde "kitleselleşme için" gayret eden genç kuşaktı. Bu kuşağın lideri de Cumhurbaşkanı Erdoğan'dı.
Öyle olduğu için 1994'te İstanbul gibi bir şehirde ANAP ve DYP gibi iki güçlü sağ partinin ve üç partiye bölünmüş sol rakiplerinin arasından sıyrılabildi. Böylece yüzde 25 oy alarak belediye seçimlerini kazanabildi.
2000'lerin başında İstanbul'da partinin yüzde 45'lere, ülke genelinde ise yüzde 38'lere ulaşmasını sağlayan şey merkez sağın Ak Parti'de erimesi oldu.
Ak Parti yıllarca seçim barajını dahi geçemeyen İslamcıların hayal bile edemeyeceği devrimleri bir kitle partisi olduğu için gerçekleştirdi. Başarısının sırrı buradadır. Partiye

12