Teker teker alınıyorlar salona. Hiçbirisi "gizli" ya da iddia edildiği gibi "sahte" değil.
Kanlı canlı karşısında duruyorlar İmamoğlu'nun ve savcıya verdikleri ifadeleri bu defa yüzüne karşı söylüyorlar.
Davada şimdiye kadar 76 kişi itirafçı oldu. Onlar konuştukça İmamoğlu geriliyor, öfkeleniyor, hakaretler havada uçuşuyor. Hepsi, birlikte iş yaptığı insanlar. Pek çoğunu yakından tanıyor.
Her şey bir tarafa, hani tüm iddianame hayal mahsulü insanlar üzerine kurulmuştu Hani sahte isimlerle yalanlar üzerine binlerce sayfa yazılmıştı
Öyleyse İmamoğlu'yla yüzleşen bu kişiler kim
Müteahhit arkadaşı Mustafa Keleş, Büyükçekmece'deki projesinin imar ve iskanı için kendisinden rüşvet olarak villa istediğini söyleyince cevap veremiyor.
Sadece yalancı diye bağırıyor. Yetmiyor, az önce "ağabey" dediği adama "aşağılık" diye hakaret ediyor. Aynı şekilde alıyor cevabını. Keleş devam ediyor sözlerine: "Herkese söker polemiğin ama bana sökmez".
Bir başka ağabeyi geliyor salona. Müteahhit Cemal Üneş, İmamoğlu'nun kendisinden 2018 yılında 500 bin TL rüşvet istediğini söylüyor. Yani o tarih itibarıyla yaklaşık 100 bin dolar. Bu rüşveti beş taksitte senetle ödediğini yüzüne karşı söylüyor.
İmamoğlu'nun tavrı yine benzer: "Emin misin Cemal abi, ben mi senden istedim" Evet diyor ağabeyi: "İstedin. Beni Mehmet Çakılcıoğlu'na gönderdin. Senetleri o yaptı".
Yer, tarih, miktar, rüşvet iddiasının tüm ayrıntıları giriyor mahkeme tutanaklarına.
Fakat İmamoğlu tüm bunlara cevap vermek yerine beddua ediyor. Sonunda da "Vah ki vah. Allah yardımcın olsun senin" diyor.
Ağabeyi cevap veriyor: "Benim değil de senin yardımcın olsun".
Artık iddianamede adı geçen insanların var olup olmadığını tartışmıyor kimse. Oysa aylarca söyledikleri tek şey buydu. Sadece oyalamışlar kamuoyunu.

10