Vlahovic transferini "Salah'ı alamadık, bari Vlahovic'i alalım" şeklinde okumak büyük bir yanılgı. Böyle bir değerlendirme, yönetimin 2,5 aylık çalışmasını ve ortaya koyduğu iradeyi görmezden gelmek olur. Beşiktaş, Vlahovic cephesiyle mayıs sonundan bu yana temasta. Yönetim hiç vazgeçmedi. Üstelik bir teknik adamın eski oyuncusunu 4 kez araması bile bu transferin ne kadar istendiğini gösteriyor. Dolayısıyla karşımızda Salah transferi olmayınca son anda bulunan bir 'teselli transferi' yok. Aksine aylar öncesinden planlanmış, üzerinde çalışılmış ve sonunda sonuçlandırılmış bir yıldız transferi var. Elbette Vlahovic'in maliyeti yüksek. Beşiktaş yönetimi bu transfer için ciddi bir ekonomik fedakârlık yaptı. Ancak karşılığında ne aldı Bonservis bedeli ödemeden, Avrupa futbolunda kendisini kanıtlamış, Juventus ve Fiorentina gibi iki önemli kulübün formasını giymiş, kariyeri boyunca çift haneli gol sayılarını görmüş bir dünya yıldızını aldı. Böyle bir oyuncunun Beşiktaş'ın seviyesini yükseltmesini beklemek son derece normal. Hatta daha açık söyleyelim: Beşiktaş'ın kadrosunda iyi futbolcular vardı, iyi transferler de yapıldı; fakat takımın birkaç yıldız oyuncuya ihtiyacı vardı. Trossard bir parçaydı.. Yönetim o eksik parçayı da tamamladı. İkinci yıldızı da aldı. Burada Salah meselesini de doğru yere koymak gerekiyor. Salah transferinin gerçekleşmemesi Beşiktaş açısından hayal kırıklığıydı. Kulüpte ciddi bir yara oluşturdu. Ancak büyük kulüplerin karakteri tam da böyle anlarda ortaya çıkar. Önemli olan yara almamak değil, yara aldıktan sonra ne yaptığınızdır.

34