Futbol bazen sadece sonuçtur, bazen de bir hikâye... Vincenzo Montella'nın, Türkiye serüveni ikisini birden barındıran nadir örneklerden biri olarak karşımızda duruyor. Göreve geldiği ilk günlerde ciddi soru işaretleri vardı. Hatta açık konuşmak gerekirse, daha ilk düdük çalmadan "Bu iş olmaz" diyen hatırı sayılır bir kesim de mevcuttu. Kimi daha büyük bir isim bekliyordu, kimi ise yabancı bir teknik direktör tercihine baştan karşıydı. Ama Montella, tüm bu gürültünün içinde sessizce işini yapmayı seçti. Bugün geldiğimiz noktada tablo oldukça net... Eleştiriler tamamen bitmiş değil ama başarı artık inkâr edilemez... Montella'nın en büyük farkı, tek bir doğruya saplanmaması. Modern futbolun gerektirdiği esnekliği sahaya yansıtabilen bir teknik adam kendisi... Rakibe göre şekil alan oyun planı, hızlı geçişler ve kanat organizasyonlarıyla Türkiye'ye uzun zamandır eksik olan o "Oyun aklını" kazandırdı. Artık sahada ne yaptığını bilen bir takım var. Ama onu asıl farklı kılan şey taktik tahtasının ötesinde başlıyor. Futbolcularla kurduğu ilişkisi, enerjisi, samimiyeti ve pozitif yaklaşımı oyuncular üzerinde doğrudan etki yaratıyor. Bir teknik direktörden fazlası gibi davranıyor; güven veren bir lider profili çiziyor. Bu da sahaya mücadele, öz güven ve birlik olarak yansıyor. Belki de en kritik artısı tam olarak bu.
SON SÖZÜ SAHA SÖYLER
Genç oyuncular konusundaki cesareti de ayrı bir parantezi hak ediyor. Risk almaktan çekinmeyen bir yapı kurdu ve bunun karşılığını dinamizm olarak aldı. Bu tercih sadece bugünü değil, yarını da inşa eden bir hamleydi. Öte yandan, takımın mental dayanıklılığında gözle görülür bir artış var. Zor anlarda dağılmayan, oyunun içinde kalmayı bilen bir yapı oluştu. Bu, sadece taktik değil; aynı zamanda psikolojik bir hazırlığın ürünü. Kriz anlarında sergilediği duruş da dikkat çekici. Zor soruları büyütmeden geçiştirmesi, polemiklerden uzak kalması ve odağını kaybetmemesi onun ne kadar dengeli bir karakter olduğunu gösteriyor. Evet, başından beri onun "Kellesini isteyen" bir kesim vardı. Belki hâlâ var. Ama futbol böyle bir oyun; son sözü her zaman saha söyler. Ve saha, şu ana kadar Montella'yı haklı çıkarıyor. Bir gün yollar ayrıldığında geriye ne kalır Tartışmalar mı, yoksa yapılan iş mi Eğer bugün çizilen tablo kalıcı hale gelirse, Montella'nın adı Türk futbol tarihinde sadece bir teknik direktör olarak değil, bir dönüm noktasının mimarı olarak anılacak. Ve belki de en önemlisi, 24 yıl sonra gelen o büyük hayalin kapısını aralayan isim olarak.
ANALİZ
Murat ÖZBOSTAN

4